Zamanın Kalbi
Amy Blankenship






ZamanÄ±n Kalbi

Koruyucu Kalp Kristali Serisi KitabÄ± 1



Amy Blankenship

Translated by betÃ¼l Ã¶ztÃ¼rk (http://www.traduzionelibri.it/profilo_pubblico.asp?GUID=c78c0eb6d40b020a2a3de5310f0ac811&caller=traduzioni)



Telif HakkÄ± Â© 2010 Amy Blankenship

English Edition Published by Amy Blankenship

French Edition Published by TEKTIME

All rights reserved.

ISBN:

ISBN-13










ZamanÄ±n Kalbi Efsanesi

DÃ¼nyalar deÄiÅebilir... ama gerÃ§ek efsaneler asla kaybolmaz. KaranlÄ±k ve aydÄ±nlÄ±k, zamanÄ±n baÅÄ±ndan beri sÃ¼rekli savaÅageldi. DÃ¼nyalar yaratÄ±cÄ±larÄ±nÄ±n ayaklarÄ± altÄ±nda Åekil aldÄ± ve parÃ§alandÄ±, yine de sÃ¼regelen iyi ve kÃ¶tÃ¼ ihtiyacÄ± sorgulanmadÄ±. Bununla beraber, bazen bu karÄ±ÅÄ±ma yeni bir unsur katÄ±ldÄ±... iki tarafÄ±n da istediÄi ama yalnÄ±zca birinin sahip olabileceÄi tek Åey. DoÄasÄ± mantÄ±k dÄ±ÅÄ± olsa da, iki tarafÄ±n da ulaÅmak iÃ§in mÃ¼cadele ettiÄi deÄiÅmez tek Åey, Koruyucu Kalp Kristali. Kristal taÅ, bilinen evreni yaratma ve yok etme gÃ¼cÃ¼ne sahip olup hala tek bir nefesle tÃ¼m acÄ± ve anlaÅmazlÄ±klarÄ± sonlandÄ±rabilecek durumda. BazÄ±larÄ± kristalin kendisine ait bir aklÄ± olduÄunu sÃ¶ylÃ¼yor... bazÄ±larÄ± arkasÄ±nda tanrÄ±larÄ±n olduÄunu.

KoruyucularÄ±, her ortaya Ã§Ä±kÄ±ÅÄ±nda, onu bencilce kullanacaklara karÅÄ± kristali savunmaya her zaman hazÄ±rdÄ±. Bu korucuyularÄ±n kimlikleri deÄiÅmeden kaldÄ± ve dÃ¼nya ya da zaman farketmeksizin aynÄ± acÄ±masÄ±zlÄ±kla sevdiler.

Bu kadim koruyucularÄ±n merkezinde bir kÄ±z bulunuyor ve sevgilerinin nesnesi de o. Ä°Ã§inde kristalin kendi gÃ¼cÃ¼nÃ¼ tutuyor. Kristalin taÅÄ±yÄ±cÄ±sÄ± ve gÃ¼cÃ¼nÃ¼n kaynaÄÄ± bu. Ãizgiler sÄ±kÃ§a bulanÄ±klaÅÄ±yor ve kristali korumak yavaÅ yavaÅ rahibeyi diÄer koruyuculardan korumaya dÃ¶nÃ¼ÅÃ¼yor.

KaranlÄ±ÄÄ±n kalbini iÃ§tiÄi Åarap bu. Kristalin koruyucularÄ±nÄ±, saldÄ±rÄ±lara karÅÄ± zayÄ±flatÄ±p etki altÄ±nda bÄ±rakma fÄ±rsatÄ±. KaranlÄ±k hem kristalin gÃ¼cÃ¼nÃ¼ hem de aynÄ± zamanda bir erkeÄin isteyebileceÄi gibi kÄ±zÄ± istiyor.

Bu boyutlar ve gerÃ§ekliklerin iÃ§inde, ZamanÄ±n Kalbi diye bilinen gizli bir bahÃ§e bulacaksÄ±nÄ±z. Orada genÃ§ bir rahibenin heykeli diz Ã§Ã¶kÃ¼yor. Gizli hazinesini saklÄ± tutan ve iyi koruyan Ã§ok eski bir sihirle kuÅatÄ±lmÄ±Å. KÄ±zÄ±n elleri, deÄerli birÅeyin verilmesini bekler gibi ileriye uzanmÄ±Å.

Efsaneye gÃ¶re, Koruyucu Kalp Kristali diye bilinen gÃ¼Ã§lÃ¼ bir taÅÄ±n, kendisine geri verilmesini bekliyor.

Heykelin arkasÄ±ndaki gerÃ§ek sÄ±rlarÄ± ve nasÄ±l var olduÄunu yalnÄ±zca Koruyucular biliyor. BeÅ kardeÅ, zamanÄ±n kalbini atalarÄ±ndan ilk nefeslerini almadan Ã¶nce, karanlÄ±k tarihi boyunca, Tadamichi ve ikiz kardeÅi Hyakuhei koruyordu. Ä°kizler, insanlarÄ±n dÃ¼nyasÄ±nÄ±n iblisler alemiyle bir araya gelmesini engelleyen mÃ¼hrÃ¼ yÃ¼zyÄ±llar boyunca korudu. Bu kutsal bir gÃ¶revdi ve hem insanlarÄ±n hem de iblislerin hayatlarÄ±nÄ±n, korunup birbirinden saklÄ± tutulmasÄ± gerekiyordu.

Ä°nsanlardan oluÅan kÃ¼Ã§Ã¼k bir grup beklenmedik bir Åekilde, hÃ¼kÃ¼mdarlÄ±klarÄ± dÃ¶neminde kutsal kristal yÃ¼zÃ¼nden yanlÄ±ÅlÄ±kla iblisler dÃ¼nyasÄ±na geÃ§ti. Bir kargaÅa esnasÄ±nda kristalin gÃ¼Ã§leri, mÃ¼hÃ¼rde boyutlarÄ± ayÄ±ran bir yarÄ±Äa neden oldu. Grubun lideri ve Tadamichi mÃ¼hÃ¼rdeki yarÄ±ÄÄ± kapatmak ve iki dÃ¼nyayÄ± birbirinden sonsuza dek uzakta kilitli tutmak iÃ§in bir anlaÅma yaparak hemen mÃ¼ttefik oldular.

Ama bu esnada Hem Hyakuhei hem Tadamichi insan liderinin kÄ±zÄ±na aÅÄ±k oldu.

Hyakuheiânin isteklerine karÅÄ±n, yarÄ±k Tadamichi ve kÄ±zÄ±n babasÄ± tarafÄ±ndan onarÄ±ldÄ±. MÃ¼hrÃ¼n gÃ¼cÃ¼, tehlikeli aÅk Ã¼Ã§genini sonsuza dek ayÄ±rarak on kat arttÄ±rÄ±ldÄ±. Hyakuheiânin kalbi parÃ§alanmÄ±ÅtÄ±. Kendi kanÄ±ndan olan kardeÅi Tadamichi bile o ve rahibenin ebediyen ayrÄ±ldÄ±ÄÄ±ndan emin olarak ona ihanet etmiÅti.

AÅk bir kez kaybedildiÄinde en Åeytani Åeylere dÃ¶nÃ¼Åebilir. Hyakuheiânin kÄ±rÄ±k kalbi ikiz kardeÅler arasÄ±nda Tadamichiânin hayatÄ±nÄ± sonlandÄ±ran ve Ã¶lÃ¼msÃ¼z ruhlarÄ±nÄ± ayÄ±ran bir savaÅa neden olan kÃ¶tÃ¼cÃ¼l bir Ã¶fke ve kÄ±skanÃ§lÄ±Äa dÃ¶nÃ¼ÅmÃ¼ÅtÃ¼. Bu Ã¶lÃ¼msÃ¼zlÃ¼k Åeritleri mÃ¼hrÃ¼n muhafÄ±zlÄ±ÄÄ±nÄ± alacak ve onu kÃ¶tÃ¼ler alemindeki iblislere katÄ±lan Hyakuheiâden koruyacak beÅ yeni koruyucu yarattÄ±.

Hyakuhei karanlÄ±ÄÄ±n iÃ§ine hapsolarak zamanÄ±n kalbini korumaya dair bÃ¼tÃ¼n dÃ¼ÅÃ¼nceleri boÅa Ã§Ä±kardÄ±â¦ bunun yerine enerjisini mÃ¼hrÃ¼ tamamen ortadan kaldÄ±rmaya yÃ¶neltti. Dizlerini geÃ§en uzun geceyarÄ±sÄ± bukleleri ve en Ã§ekici kiÅilere ait bir yÃ¼z, meleksi gÃ¶rÃ¼nÃ¼ÅÃ¼nÃ¼n altÄ±nda saklÄ± gerÃ§ek ÅeytanÄ± maskeliyordu.

AydÄ±nlÄ±k ve karanlÄ±k gÃ¼Ã§lerin arasÄ±ndaki savaÅ baÅlarken kutsal heykelden, rahibenin tekrar doÄduÄuna ve kristalin diÄer tarafta yeniden ortaya Ã§Ä±ktÄ±ÄÄ±na iÅaret eden kÃ¶r edici, mavi bir Ä±ÅÄ±k yayÄ±ldÄ±.

Koruyucular ona yÃ¶nelip muhafÄ±zlarÄ± olurken, iyi ve kÃ¶tÃ¼ arasÄ±ndaki savaÅ gerÃ§ekten baÅlÄ±yordu. BÃ¶ylelikle de karanlÄ±ÄÄ±n, Ä±ÅÄ±ÄÄ±n dÃ¼nyasÄ±na hakim olduÄu baÅka bir dÃ¼nyaya giriÅ.

Bu, Ã§ok sayÄ±daki destansÄ± maceralarÄ±ndan biriâ¦



BÃ¶lÃ¼m 1 "ParÃ§alanmÄ±Å HatÄ±ralarâ



"Kyoko!!!!!!"

Toya'nÄ±n Ã¶fkeli Ã§Ä±ÄlÄ±ÄÄ± etraftaki ormanda duyulabiliyordu. Ãmitsiz Ã§Ä±ÄlÄ±ÄÄ±nÄ±n sesi kaybolurken herÅey Ã¶lÃ¼mcÃ¼l bir sessizliÄe bÃ¼rÃ¼ndÃ¼, tÃ¼m gÃ¶zler Hyakuheiânin bir sonraki hamlesini izlemeye koyuldu.

Kimse bunu durduramazdÄ±. Herhangi birinin tepki gÃ¶sterebilmesi iÃ§in her Åey Ã§ok hÄ±zlÄ± gerÃ§ekleÅmiÅti. GerÃ§ekleÅen olay, beÅ koruyucunun hepsinin korkuyla felÃ§ geÃ§irmesine sebep olmuÅtu. Hyakuheiâyle savaÅmak iÃ§in, koruyucu kalp kristalinin koruyucularÄ± olarak bir araya geldiklerine inanamÄ±yorlardÄ±â¦ yalnÄ±zca kazanmasÄ± iÃ§in. YalnÄ±zca hepsinin sevdiÄi ve koruduÄu kiÅiyi kaybetmek iÃ§in.

Orada, savaÅ alanÄ±nÄ±n ortasÄ±nda dolanÄ±p dururkenâ¦ en kÃ¶tÃ¼ kabuslarÄ± aÃ§Ä±Äa Ã§Ä±kÄ±yordu.










Hyakuhei, Kyokoâyu yakalamÄ±Å, korku dolu yÃ¼zÃ¼ne yukarÄ±dan bakarak tutuyordu. KÄ±zÄ±n bedeninin alt kÄ±smÄ±, planladÄ±ÄÄ± gibi onunkiyle kaynaÅmaya baÅlamÄ±ÅtÄ±. Onu ve Koruyucu Kalp Kristalini yavaÅÃ§a bedeninin iÃ§ine almaya ve ruhunun iÃ§inde hÃ¼kÃ¼msÃ¼z kÄ±lmaya Ã§alÄ±ÅÄ±yordu. Ä°zleyen herkes, Kristalâdeki bozulmayÄ± yalnÄ±zca kÃ¶tÃ¼lÃ¼kten doÄan karanlÄ±kla parlarken gÃ¶rebiliyordu.

Kyokoânun elleri, bir iblise dÃ¶nÃ¼Åen bu koruyucu efendiden bÃ¼tÃ¼n gÃ¼cÃ¼yle kurtulmaya Ã§alÄ±Åarak kendisini Ã§Ä±lgÄ±nca ondan uzaklaÅtÄ±rÄ±p iterken Hyakuheiânin gÃ¶ÄsÃ¼ne dayalÄ±ydÄ±, o ise yalnÄ±zca gÃ¼lÃ¼yordu.

Hyakuhei, Åimdi eti ve kanÄ±nda dolaÅan gÃ¼Ã§le sarhoÅtu ve kÄ±zÄ±n kaÃ§maya yÃ¶nelik zayÄ±f Ã§abasÄ± onu Ã§ok eÄlendirdi. Uzun, simsiyah saÃ§larÄ± canlÄ±ymÄ±Å gibi etraflarÄ±nda dÃ¶nÃ¼yordu. GeceyarÄ±sÄ± buklelerinin ipeksi uÃ§larÄ±, Kyokoânun kÃ¼Ã§Ã¼k vÃ¼cudunu kendisininkine hapsetmek iÃ§in, onu arkasÄ±ndan demir bir kayÄ±Å gibi sardÄ±.

Kyoko, bedeninin onunkiyle birleÅmeye Ã§ekilmesine karÅÄ± koyarken savunmasÄ±z hissetti. Onun ruhu olan bu soÄuk, karanlÄ±k boÅluÄa dÃ¼Åmek istemiyordu. Oradaki tÃ¼m iblisleriâ¦ onu beklediklerini hissedebiliyordu. Bedeninin iÃ§ine girdikÃ§e, kendi bedenin o kÄ±smÄ± soÄuyordu. BacaklarÄ±, bir milyon iÄne aynÄ± anda derisini delerek, orada buz ÅekilleniyormuÅ gibi acÄ±yordu.

HÄ±zla bir Åey yapmazsa tamamÄ±nÄ±n kaybolacaÄÄ±nÄ± biliyordu. Son birkaÃ§ yÄ±lda onu koruyan beÅ kardeÅiâ¦ orada dikilip izlerlerken gÃ¶rebiliyordu. Hepsi yardÄ±m etmek istiyordu, ama o kalkan olarak kullanÄ±ldÄ±ÄÄ± sÃ¼rece bir hamle yapmaya Ã§ok korkuyorlardÄ±.

Kyoko, bu hain koruyucuya karÅÄ± kaybetmek istemiyordu. OnlarÄ±n Ã¶z amcalarÄ±ydÄ±â¦ Neden uzun zaman Ã¶nce yeÄenlerinin karÅÄ±sÄ±na geÃ§miÅti? Kyokoânun zÃ¼mrÃ¼t yeÅili gÃ¶zleri korku dolu bir Ã¶fkeyle dÃ¼ÅmanÄ±nÄ±nkilere dÃ¶nÃ¼p kilitlendi. Bu gerÃ§ekleÅiyor olamazdÄ±â¦ YaÅadÄ±ÄÄ± bunca Åeyden sonra olmazdÄ±. Hepsi onun hatasÄ±ydÄ±.

GÃ¶zleri Hyakuheiânin karanlÄ±k sabit bakÄ±ÅlarÄ± karÅÄ±sÄ±nda kÄ±sÄ±ldÄ±. Kristalâi bu dÃ¼nyaya o getirmiÅti ve eÄer kendisiyle birlikte cehenneme gÃ¶tÃ¼rmesi de gerekse onu bu dÃ¼nyadan geri alacaktÄ±.

Kyou, 15 metreden uzak deÄildi ve kÃ¶r bir Ã¶fkeyle imha kÄ±lÄ±cÄ± âHakaishaâyÄ± hÄ±zlÄ±ca Ã§ekti. AmcasÄ±nÄ±nâ¦ dÃ¼ÅmanÄ±nÄ±n, bugÃ¼ne kadar ona saygÄ± duymak iÃ§in bÃ¼yÃ¼dÃ¼ÄÃ¼ tek insan kÄ±za dokunmasÄ± dÃ¼ÅÃ¼ncesi hoÅuna gitmedi. Deli bir adamÄ±n kollarÄ±nda, o kadar tehlikeli bir biÃ§imde kÄ±rÄ±lgan gÃ¶rÃ¼nÃ¼yordu ki, kavga artÄ±k kÃ¶tÃ¼lÃ¼Äe karÅÄ± saflÄ±ÄÄ±n savaÅÄ± oluyordu.

Koruyucu aleminin efendisiâ¦ Kyou, beÅ kardeÅin en bÃ¼yÃ¼ÄÃ¼, bu sÃ¼reÃ§te Kyokoâyu incitmeden hiÃ§bir Åey yapamazdÄ±. Ä°Ã§in iÃ§in, Kristalâin gÃ¼cÃ¼nÃ¼n kendisine zarar veremeyeceÄini, Ã§Ã¼nkÃ¼ bu savaÅtan Ã¶nce bÃ¼tÃ¼n bÃ¼yÃ¼leri engelleyecek bir bÃ¼yÃ¼ kullandÄ±ÄÄ±nÄ± biliyordu. Hyakuheiânin, ona karÅÄ± Koruyucu Kalp Kristaliâni kullanmayÄ± denemesi ihtimaline karÅÄ± hazÄ±rlanmÄ±ÅtÄ±.

Ama bunuâ¦ beklememiÅti. Kyokoânun incinmesini istemiyorduâ¦ bunu durduracak gÃ¼cÃ¼ olduÄu sÃ¼rece asla.

Hyakuhei tarafÄ±ndan gÃ¶nderilen karanlÄ±k, Åeytani hayaletler gizli bir kabustan Ã§Ä±kar gibi yerden sÃ¼zÃ¼lerek gelip onu hareketsiz tutmak iÃ§in, Ã¶lÃ¼mcÃ¼l bedeninin etrafÄ±nÄ± sardÄ±ÄÄ± zaman mÃ¼cadele etmedi. Kyou, genÃ§ kardeÅinin gÃ¼mÃ¼Åi gÃ¶zlerinde yanan Ã¶fkeyi gÃ¶rerek Toyaâya bir bakÄ±Å attÄ±.

Hyakuhei, ToyaâyÄ± Åeytani bir hayalet saldÄ±rÄ±sÄ±yla sarmÄ±Å, gÃ¼venli bir mesafede tutmaya Ã§alÄ±ÅÄ±yor, ama Toya hala onlara karÅÄ± intikam duygusuyla Ã§abalÄ±yordu. Kyou iÃ§inden, kardeÅinin Ã¼zerindeki engellere minnet duyduâ¦ ÅÃ¼phesiz onlar olmasaydÄ±, Toya sonuÃ§larÄ± ne olursa olsun saldÄ±rÄ±rdÄ±. Sadece Kyokoânun tarafÄ±nÄ±n iÃ§inde olduÄu bÃ¶yle bir tehlike ToyaânÄ±n kÄ±rÄ±lma noktasÄ±nÄ± geÃ§mesine neden olmuÅtu.

Kyou, her kalp atÄ±ÅÄ±nda kendi gÃ¼cÃ¼ ve diÄer kardeÅlerinin gÃ¼cÃ¼yle beraber, ToyaânÄ±n koruyucu gÃ¼cÃ¼nÃ¼n yoÄunlaÅtÄ±ÄÄ±nÄ± hissediyordu.

30 metreden daha uzakta bulunmayan Kotaroânun mavi gÃ¶zleri inanmazlÄ±kla aÃ§Ä±ldÄ±. Kyokoânun incindiÄini gÃ¶rmek istemiyordu ama bunu Ã¶nlemek iÃ§in de birÅey yapamazdÄ±. Her iki kolu da savaÅta kanla kaplanmÄ±ÅtÄ± ve bacaklarÄ± da daha iyi bir durumda deÄildi. Åu anda, acÄ±ya karÅÄ± savaÅÄ±p ayakta durmaya Ã§alÄ±ÅÄ±rken saldÄ±racak gÃ¼ce bile sahip deÄildi. AklÄ± hala her Åeyden Ã§ok sevdiÄi kÄ±z iÃ§in korku ile donmuÅtu.

Kotaro, buz mavisi gÃ¶zleri karÅÄ±lÄ±k verme ihtiyacÄ±yla yanarken, keskin kÃ¶pek diÅlerini ortaya Ã§Ä±kararak kulak tÄ±rmalayan bir sesle âOnu incitmeye cÃ¼ret etme yoksa seni cehenneme kadar kovalarÄ±m Hyakuheiâ diye tÄ±sladÄ±. EtrafÄ±nda, kendi oluÅturduÄu gÃ¼Ã§lÃ¼ esintilerden bir daire iÃ§inde bir enkaz yÄ±ÄÄ±nÄ± uÃ§uÅurken, Ã§evresindeki tÃ¼m hava bir intikam hissiyle hayat buluyormuÅ gibiydi.

Kamui korkmuÅtu, ama Kyokoâyu Hyakuheiânin kollarÄ±nda mÃ¼cadele ederken gÃ¶rmek, fikrini deÄiÅtirmesine sebep oldu. Ãfkeli gÃ¶zlerinde, birden Ã§ok rengi olan bir toz parÄ±ldadÄ±. Kamui sonuÃ§larÄ±nÄ± dÃ¼ÅÃ¼nmeden, rahibeye olan aÅkÄ±ndan doÄan ve herkesin gÃ¶rdÃ¼ÄÃ¼ akla gelmez bir cesaretle, aÃ§tÄ±ÄÄ± penÃ§eleriyle doÄruca Hyakuheiâye doÄru koÅtu.

Hyakuhei'nin gÃ¶lge iblisleri bedenini sert topraÄa Ã§arparak ve uÃ§uÅan bir enkaz gÃ¶ndererek onu geri pÃ¼skÃ¼rttÃ¼.

SavaÅlarda her zaman en genÃ§ koruyucunun arkasÄ±nÄ± kollayan Kaen, kurtulmak iÃ§in sÄ±Ã§rarken ayaklarÄ±ndan ateÅler uÃ§ararak Kamuiâyi sÄ±kÄ±ca tutarak yakaladÄ±. Kamui tehlikeden uzak, yerde gÃ¼Ã§sÃ¼zce yatarken Kaen kÄ±zgÄ±n gÃ¶zlerini Hyakuheiâye dikti ve en genÃ§ koruyucu ile tehlikenin arasÄ±nda dikildi.

Suki dizlerinin Ã¼zerindeydi, babasÄ±nÄ± hala kollarÄ±nda tutuyordu. Bedeni artÄ±k cansÄ±zdÄ± ve Hyakuheiâye olan nefreti, Senninâi Ã¶ldÃ¼rdÃ¼ÄÃ¼ iÃ§in kÄ±zÄ±nÄ±n iÃ§ine dolmuÅtu. BakÄ±ÅlarÄ±, bÃ¶yle yaÅlÄ±, bilge bir adamÄ±n baÅÄ±na gelen aynÄ± soÄuk akÄ±betten en iyi arkadaÅÄ±nÄ± koruyabilmeyi dileyerek Kyokoâya dikildi.

Shinbe, Hyakuheiânin bedeni Ã¼zerindeki bakÄ±ÅlarÄ±nÄ± engelleyerek korumacÄ± bir biÃ§imde Sukiânin Ã¶nÃ¼nde dikildi. Kotaroânun Ã¶fkesinin rÃ¼zgarÄ±, Shinbeânin geceyarÄ±sÄ± mavisi saÃ§larÄ±nÄ± yÃ¼zÃ¼nÃ¼n etrafÄ±nda uÃ§uruyorâ¦ kurnaz ametist gÃ¶zlerine tekinsiz bir ifade veriyordu. Kyoko iÃ§in olan endiÅesi, kristal yapÄ±nÄ±n gÃ¼cÃ¼nÃ¼ hissederken derinleÅti.

âHayÄ±râ¦.â Kelime aÄzÄ±ndan, rÃ¼zgar aniden kendisini yere Ã§arpmÄ±Å gibi Ã§Ä±ktÄ±. Shinbe, eÄer Hyakuhei koruyucu kalp kristalinin tÃ¼m gÃ¼cÃ¼nÃ¼ elde ederse, iki dÃ¼nyanÄ±n da ciddi bir tehlike iÃ§inde olacaÄÄ±nÄ± biliyordu. HiÃ§bir Åey yapamayacaÄÄ± gerÃ§eÄinin kalp kÄ±rÄ±klÄ±ÄÄ±nÄ± hissettiÄinde yanaÄÄ±ndan sÄ±cak bir yaÅ aktÄ±. ââ¦Kyoko.â

Hyakuhei, etrafÄ±na, uzun sÃ¼redir yolunda dikilen dÃ¼Åmanlara baktÄ±â¦ kendi kardeÅinin Ã§ocuklarÄ±. Kyokoâyu kalkan olarak tuttuÄu iÃ§in, Åu anda ona saldÄ±rmaya korktuklarÄ±nÄ± biliyor ve her yÃ¶nden yÃ¼kselen Ã¶fkeyi hissedebiliyordu.

Abanoz kanatlarÄ±, arkasÄ±nda koyu bir zemin yaratarak ve aynÄ± koyuluktaki gÃ¶zleri, kollarÄ±ndaki kÄ±za kilitlenerek aÃ§Ä±ldÄ±. âSeni korumaya Ã§alÄ±ÅÄ±yorlar.â Bunu bir savaÅÄ±n ortasÄ±nda deÄillermiÅ de, yalnÄ±zca kenardan izliyorlarmÄ±Å gibi sakin, rahatlatÄ±cÄ± bir sesle belirtti.

Kutsal korucuyu kalp kristalinin hala Ã§Ä±plak gÃ¶ÄsÃ¼nÃ¼n ortasÄ±nda gÃ¶rÃ¼nÃ¼r olduÄunu hissedebiliyordu. Kendisini savunmaya Ã§alÄ±Åan koruyuculara olan sevgisi, kristalin kalanÄ±nÄ±n da bedeninin iÃ§ine gÃ¶mÃ¼lmesini ve adama arzuladÄ±ÄÄ± gÃ¼cÃ¼ vermesini engelleyen tek Åeydi.

Bu sevginin saflÄ±ÄÄ± kÄ±zÄ±n gÃ¼cÃ¼ydÃ¼ ve kristali adamdan Ã§ekip almayÄ± denemek iÃ§in bunu kullanÄ±yorduâ¦ adam bunu hissedebiliyordu. Ama aynÄ± zamanda damarlarÄ±nda gezinen gÃ¼cÃ¼ de hissediyordu ve bu yalnÄ±zca daha fazlasÄ±nÄ± istemesini saÄlÄ±yordu.

Bir an iÃ§in aÅÄ±ÄÄ±yla konuÅurmuÅ gibi kÄ±za fÄ±sÄ±ldarken gÃ¶zleri yumuÅadÄ±. âBu yeterli deÄil.â

Hyakuhei, kÃ¼Ã§Ã¼k grubun etrafÄ±nÄ± saran sevgi baÄlarÄ±nÄ± bir Åekilde yok etmek iÃ§in, kristalden halihazÄ±rda kazandÄ±ÄÄ± gÃ¼cÃ¼ Kyokoâya karÅÄ± kullanmaya karar verdi. Onu durdurmasÄ± gerektiÄini biliyorduâ¦ Ã§Ã¼nkÃ¼ tek baÅÄ±na kÄ±zÄ±n kendi gÃ¼cÃ¼, bir zamanlar iÃ§inde olan kristalinki kadar kuvvetliydi. Bir zamanlar sevmesine izin verenâ¦ sonra zalim bir Åekilde bu aÅkÄ± ellerinden alan aynÄ± kristal.

Kyokoânun yÃ¼zÃ¼nÃ¼ kendisininkine yaklaÅtÄ±rdÄ± ve masum dudaklarÄ±na nazik bir Ã¶pÃ¼cÃ¼k kondurdu. HeyecanlÄ± yeÅil gÃ¶zlerine bakarak, koruyucu kalp kristalinin gÃ¼cÃ¼nÃ¼ kullanÄ±p kÄ±zÄ±n zihnine girdi.

Hyakuhei en Ã§ok hangi korucuyu sevdiÄine dair anÄ±larÄ±nÄ± aradÄ±â¦ bunlarÄ± ondan alacaktÄ±. UÄrunda mÃ¼cadele ettiÄi insanlara dair anÄ±larÄ±nÄ± Ã§almak, kÄ±zÄ±n gÃ¼cÃ¼nÃ¼ zayÄ±flatÄ±rken kendisininkini artÄ±racaktÄ±.

Kyoko gÃ¶zlerini kÄ±rpamÄ±yordu. AdamÄ±n vahÅi penÃ§elerinin, zihnindeki anÄ±larÄ±nÄ± yok etmeye ve bu mÃ¼cadelenin nedenini sÃ¶kÃ¼p almaya Ã§alÄ±ÅtÄ±ÄÄ±nÄ± hissediyorduâ¦ sevgisini ondan almaya Ã§alÄ±ÅtÄ±ÄÄ±nÄ±. ArkadaÅlarÄ±nÄ±, hepsini, buna izin vermeyecekti.

Kyoko, adama karÅÄ± kullanmak iÃ§in kendisine yalnÄ±zca tek bir Åey bÄ±rakarak kontrolÃ¼nÃ¼ kaybettiÄini hissediyordu ve bu alÄ±p yok etmeye Ã§alÄ±ÅtÄ±ÄÄ± Åeyin kendisiydi. GÃ¶zleri Ã¶fkeyle parladÄ± ve artÄ±k zaptedilmiÅ deÄillerdi. Ellerini adamÄ±n geceyarÄ±sÄ± buklelerine tutturdu ve gidip gelen bir gÃ¼Ã§ dalgasÄ±yla titreyerek alÄ±nlarÄ±nÄ± birbirine bastÄ±rdÄ±.

Sesi savaÅ alanÄ±ndaki sessizliÄi delip geÃ§iyordu. âOnu bu kadar Ã§ok mu istiyorsun? BURADA!! Al !!!â

Kyouânun altÄ±n sarÄ±sÄ± gÃ¶zleri, korku sÄ±cak keskin bir bÄ±Ã§ak gibi iÃ§inden geÃ§erken yoÄun biÃ§imde parladÄ±. Rahibe ne yapÄ±yordu? Bir Åeylerin korkunÃ§ biÃ§imde ters gittiÄini biliyor ve psiÅik gÃ¼Ã§lerinin kendisini Ã§aÄÄ±rdÄ±ÄÄ±nÄ± hissediyorduâ¦ onu Ã§ok geÃ§ olmadan dinleyip gÃ¶rmeye zorluyordu! Bu gÃ¼ce odaklandÄ± ve ne olduÄunu gÃ¶rmeye Ã§alÄ±Åmak iÃ§in Kyokoânun zihnine girdi. Åahit olduÄu Åey, etrafÄ±nÄ± Ã§ok sÄ±kÄ± sarmamÄ±Å olan gÃ¶lge iblisleri arasÄ±nda dizlerinin Ã¼zerine dÃ¼Åmesine neden olduâ¦ onu hareketsiz tutuyorlardÄ±.

GÃ¶rÃ¼ntÃ¼ ve sesler sonsuza dek zihin gÃ¶zÃ¼nde kalacaktÄ± ve Kyou her nasÄ±lsa, Ã¼zerine Ã¼ÅÃ¼Åen duygularÄ± asla sarsamayacaÄÄ±nÄ± biliyordu. KÄ±zÄ±n zihin gÃ¶zÃ¼ne bakarak anladÄ±ÄÄ± iÃ§in Kyoko, o ve kardeÅlerine karÅÄ± olan sevgi duygularÄ±nÄ± korudu. Adam her dokunuÅu gÃ¶rebiliyor, kendisini okÅayan her duyguyu ve kendisini olduÄu gibi kÄ±zÄ± da paramparÃ§a ediyor olmasÄ± gereken her gizli gÃ¶zyaÅÄ±nÄ± hissediyordu.

Kyou aynÄ± zamanda Kyokoânun, herhangi birinin onun sahip olduÄunu dÃ¼ÅÃ¼ndÃ¼ÄÃ¼nden Ã§ok daha fazla gÃ¼ce sahip olduÄunu anlayarak iliklerine kadar titremiÅtiâ¦ kendisinin bile farkÄ±nda olmadÄ±ÄÄ± bir gÃ¼Ã§. KÄ±zÄ±n aklÄ±ndan Hyakuheiâninkine geÃ§en her hatÄ±rayÄ±, oradan silinmesine asla izin vermeyeceÄi yer olan kalbine atÄ±lÄ±yormuÅÃ§asÄ±na gÃ¶rÃ¼p hissedebiliyordu.

Sevgi, kalp aÄrÄ±sÄ± ve adanÄ±Å yÄ±llarÄ±â¦ hepsi bir anda feda edilmiÅti.

Kendisiyle birlikte mÃ¼cadele etmiÅ olanlara karÅÄ± tÃ¼m sevgi ve dostluk anÄ±larÄ±, acÄ±larÄ± ve gizli duygularÄ± Hyakuheiânin zihnine sokulurken, Ã¶fkeli gÃ¶zyaÅlarÄ± Kyokoânun yanaklarÄ±ndan aÅaÄÄ± aktÄ±. Bu kalan tek silahÄ±ydÄ±.

Hyakuheiânin Åeytani gÃ¼cÃ¼ bir anda dengesizleÅti. Kristal, koyu bir Ä±ÅÄ±ktan beyaz Ä±ÅÄ±Äa dÃ¶ner ve Toya ile Kyouâyu tutan gÃ¶lge varlÄ±klar gÃ¶rÃ¼nmez olarak daÄÄ±lÄ±rken herkes gÃ¼Ã§ kaymasÄ±nÄ± hissetti.

Kyoko, karanlÄ±ÄÄ±n meleÄinin kafasÄ±nÄ±n karÄ±ÅmasÄ±nÄ± izledi, mÃ¼kemmel, solgun yÃ¼zÃ¼ acÄ± ile Ã§arpÄ±lmÄ±ÅtÄ±.

Kyoko tam kaydÄ±ÄÄ±nÄ± hissederken kÃ¼Ã§Ã¼k ellerini dÄ±ÅarÄ± Ã§Ä±kardÄ± ve kristali yakalayÄ±p adamÄ±n etinden Ã§ekti. Unutmak istemediÄi anÄ±lar iÃ§in zihninin verdiÄi mÃ¼cadeleyi Åimdiden kaybettiÄini hissettiÄinden ne yapÄ±lmasÄ± gerektiÄini biliyordu. Zaten Ã§izgi izleri bulunan yanaklarÄ±ndan kristal gÃ¶zyaÅlarÄ± akÄ±yordu.

Herkesi korumak iÃ§in bÃ¼tÃ¼n hatÄ±ralarÄ±nÄ± vermiÅti. DÃ¼ÅÃ¼ncelerini kaybetmeden Ã¶nce, koruyucu kalp kristalini Ã§abucak kendi gÃ¶ÄsÃ¼neâ¦ kalbine paralel olarak dayadÄ±.

DoÄruca ona doÄru atÄ±lan Toya ve Kyouâyu gÃ¶rmek iÃ§in dÃ¶nerek fÄ±sÄ±ldadÄ± âBeni unutmayÄ±nâ¦ lÃ¼tfen.. beni bulun.â

Kyokoânun gÃ¶rÃ¼ÅÃ¼ kaybolmaya baÅladÄ±ÄÄ±nda gÃ¶zÃ¼ne Ã§arpan son Åey, ismini baÄÄ±rarak ona yaklaÅmaya Ã§alÄ±ÅmalarÄ±ydÄ±. Biri saydam altÄ±n sarÄ±sÄ±, diÄeri parÄ±ldayan gÃ¼mÃ¼Å gÃ¶zlerleâ¦ sonra dÃ¼nyasÄ± karardÄ±.

Kyou, Kyokoânun zayÄ±fladÄ±ÄÄ±nÄ± hissedebiliyordu ve Ã¶ldÃ¼ÄÃ¼nÃ¼ dÃ¼ÅÃ¼ndÃ¼. Her Åey deÄiÅtiÄinde, bir su damlasÄ± onun tarafÄ±nda yÃ¼zeye Ã§arpmÄ±Å gibi umutsuzca Toya ile birlikte, ona ulaÅmaya Ã§alÄ±Åarak Ã¶ne atÄ±ldÄ±. Kyokoâdan dalgalar yayÄ±ldÄ± ve kÄ±z havada kayboldu. SonrasÄ±nda Hyakuhei de Ã¶fkeyle baÄÄ±rarak ortadan kayboldu.

KardeÅinin kendisininkiyle birleÅen Ã§Ä±ÄlÄ±ÄÄ±, ses gÃ¶z aÃ§Ä±p kapayÄ±ncaya kadar, beklenmedik bir Åekilde kesilmiÅ gibi sonlanÄ±rken Kyouânun aklÄ± hÄ±zla Ã§alÄ±ÅtÄ±, ToyaânÄ±n da ortadan kaybolduÄunu biliyordu. Kyou nazik bir Åekilde bir saniye Ã¶nce hedef olarak gÃ¶zÃ¼ne kestirdiÄi boÅ noktaya dÃ¼ÅtÃ¼. Ãfkeli bakÄ±ÅlarÄ± inanmazlÄ±kla etrafÄ±nÄ± aydÄ±nlattÄ±. Herkes ortadan kaybolmuÅtu.

Kyou damarlarÄ±nda dolaÅan ve soylu koruyucu kanÄ±na karÄ±Åan adrenalini hissetti. Hepsini gÃ¶rmÃ¼Å ve anlamÄ±ÅtÄ±. ArtÄ±k kÄ±zÄ±n tÃ¼m anÄ±larÄ±na sahipti. Kyoko onlarÄ± kurtarmak iÃ§in hepsini vermiÅti ve son saniyede onun dileÄini duymuÅtu. Muhtemelen ne yaptÄ±ÄÄ±nÄ± bile bilmiyorduâ¦ ama Kyouâyu geride bÄ±rakarak herkesi beraberinde gÃ¶tÃ¼rmÃ¼ÅtÃ¼.

Kutsal kristalin kendisine karÅÄ± kullanÄ±lmasÄ±nÄ± Ã¶nlemek iÃ§in Ã§evresine yaptÄ±ÄÄ± bÃ¼yÃ¼, onu diÄerleri her nereye gittiyse onlarÄ± takip etmekten alÄ±koymuÅtu. KÄ±z, yalnÄ±zca fÄ±sÄ±ldanmÄ±Å birkaÃ§ kelime ile ondan her Åeyi almÄ±ÅtÄ±.

Bedeni dik ve gururlu bir Åekilde dikiliyordu. Dizlerine kadar uzanan gÃ¼mÃ¼Å saÃ§larÄ± etrafÄ±nda dalgalandÄ± ve gÃ¶mleÄinin beyaz ipeÄi, iÅkence gÃ¶rmÃ¼Å kalbindeki fÄ±rtÄ±na ile eÅleÅen, gÃ¶rÃ¼nmeyen bir fÄ±rtÄ±nanÄ±n gÃ¶zÃ¼nde oturuyormuÅ gibi rÃ¼zgarla titredi.

TerkedilmiÅ savaÅ alanÄ±na bakarken gÃ¶rÃ¼nÃ¼ÅÃ¼ bir meleÄe benziyorduâ¦ krallara yakÄ±ÅÄ±r, gÃ¼Ã§lÃ¼ ve mÃ¼kemmel. Elini yanaÄÄ±na kaldÄ±rÄ±p tek bir kÄ±zÄ±l gÃ¶zyaÅÄ±nÄ± yakalayana kadar, duracak gÃ¼cÃ¼ yoktu.

Filizlenerek, yaÅlanmadÄ±ÄÄ± hayatÄ±nda ilk kez gerÃ§ek kimliÄini ortaya koyan kanatlarÄ±nÄ±n tÃ¼yleri etrafÄ±nda dÃ¶ner ve onu geniÅ altÄ±n sarÄ±sÄ± bir parlaklÄ±kla sararken, Kyouânun gÃ¶rme gÃ¼cÃ¼ arttÄ±.

SavaÅtan kalan tek yara, kalbinde oluÅan yarÄ±ktÄ±â¦ hiÃ§ kimsenin sahip olduÄunu dÃ¼ÅÃ¼nmediÄi kalbi. BakÄ±ÅlarÄ± yalnÄ±zca birkaÃ§ metre ilerideki kÄ±z heykeline kaydÄ± ve fÄ±sÄ±ldadÄ±, âKyoko, seni terk etmedim. Bin yÄ±ldan uzun sÃ¼recek bir uzaklÄ±k beni, seni tekrar bulmaktan alÄ±koymaya yetmezâ¦â










BÃ¶lÃ¼m Ä°ki "Ãnemsiz KÄ±sÄ±m"

ZamanÄ±n Kalbiânin diÄer tarafÄ±nda, iki yÄ±l sonraâ¦ ve geleceÄe binlerce yÄ±ldan fazla zaman varken.

Mektup Hogo tapÄ±naÄÄ±na yazÄ±lmÄ±ÅtÄ±. BÃ¼yÃ¼kbaba Hogo Ã§ayÄ±nÄ± iÃ§tiÄi masaya geri dÃ¶nerken, elÃ§inin az Ã¶nce kendisine verdiÄi ÅÄ±k zarfa baktÄ±. KapÄ± Ã§alÄ±nmadan Ã¶nce, genellikle fazla hareketli olan evdeki huzur ve sessizliÄin tadÄ±nÄ± Ã§Ä±karÄ±yordu.

Herkes akÅam iÃ§in dÄ±ÅarÄ± Ã§Ä±kmÄ±ÅtÄ±. Tama arkadaÅlarÄ±yla beraber Åehirdeki oyun odasÄ±ndaydÄ± ve Bayan Hogo kahvaltÄ±lÄ±k alÄ±ÅveriÅi yapmaya Ã§Ä±kmÄ±Åken, Kyoko Ã§alÄ±Åmak iÃ§in kÃ¼tÃ¼phaneye gitmiÅti.

BÃ¼yÃ¼kbaba masadan kÃ¼Ã§Ã¼k bir bÄ±Ã§ak alarak keskin aÄzÄ±nÄ±, kenarlarÄ±nÄ± altÄ±n Ã§erÃ§eveli olan zarfta dikkatle kaydÄ±rdÄ±. Ä°Ã§ini aÃ§tÄ± ve aÄÄ±r hizmet iÃ§in noter onaylÄ±, altÄ±n Ã§erÃ§eveli mektubu Ã§Ä±karÄ±p okumaya baÅladÄ±. OkudukÃ§a gÃ¶zleri aÃ§Ä±ldÄ±. Bu bir burstu, Åehrin diÄer tarafÄ±nÄ±n eteklerinde, Ã§ok pahalÄ± bir okulda tam burs.

"K.L. Ãniversitesi." YaÅlÄ± sesinde yÄ±llardÄ±r ilk kez ÅaÅkÄ±nlÄ±k vardÄ±. OkuduÄuna gÃ¶re her Åey tam karÅÄ±lanacaktÄ±, kalacaÄÄ± yatakhanenin Ã¼creti bile, ve kendi imzasÄ± olan K.L. harfleriyle okulun kurucusu tarafÄ±ndan imzalanmÄ±ÅtÄ±.

BÃ¼yÃ¼kbabanÄ±n yaÅlÄ± yÃ¼zÃ¼, uzun zamandÄ±r gÃ¶rÃ¼len en parlak gÃ¼lÃ¼msemesiyle yukarÄ±ya doÄru kalktÄ±. Kyoko mutlu olmanÄ±n da Ã¶tesine ulaÅacaktÄ±. Adam, okulda Ã§ok Åey kaÃ§Ä±rmÄ±Å olmasÄ±nÄ±n, herhangi bir Ã¼niversiteye kabul edilmesini engelleyebileceÄini biliyordu ve Åimdi bÃ¶lgedeki diÄer tÃ¼m okullardan Ã¼stÃ¼n olan yere gidiyordu.

DÃ¼ÅÃ¼nceli bir biÃ§imde kaÅlarÄ±nÄ± Ã§attÄ±â¦ baÅvuran hiÃ§kimsenin baÅarÄ±lÄ± olamadÄ±ÄÄ±nÄ± bildiÄi iÃ§in, bu girilecek en zor okullardan biriydi. AyrÄ±ca sadece Ã¼ye olmanÄ±n son derece yÃ¼ksek gereksinimleri bulunduÄundan Ã§ok az Ã¶Ärencisi olduÄu sÃ¶yleniyordu. BaÅvuru bile yapmadÄ±ÄÄ± bir yere nasÄ±l kabul edilmiÅti?

AklÄ± son iki yÄ±la dÃ¶ndÃ¼. Kyoko tapÄ±nak evinden aklÄ± Ã§ok karÄ±ÅÄ±k olarak dÃ¶ndÃ¼kten sonra kendine gelmesi zaman almÄ±ÅtÄ±.

Aniden geri dÃ¶ndÃ¼ÄÃ¼nde hepsinin kafasÄ± karÄ±ÅmÄ±ÅtÄ±, Ã§Ã¼nkÃ¼ uzakta olduÄu zamanlar neler olup bittiÄiyle ilgili Ã§ok Åey hatÄ±rlamÄ±yordu.

Hogo ailesi, zaman kapÄ±sÄ±ndan birÃ§ok kez ileri ve geri geÃ§tiÄi iÃ§in nereye gittiÄini biliyorduâ¦ Bununla ilgili ani bir hafÄ±za kaybÄ±na uÄrayan Kyoko idi.

ToyaâyÄ± bile hatÄ±rlamÄ±yordu. Ama bÃ¼yÃ¼kbaba iÃ§in bu sorun deÄildi, Ã§Ã¼nkÃ¼ zaman geÃ§iÅi yapan koruyucuyu unutmasÄ± en iyisiydi. DiÄer taraf ve getirdiÄi tehlikeyle ilgili her Åeyi unutmasÄ± en iyisiydi.

GÃ¶zlerine bir an iÃ§in Ã¼zÃ¼ntÃ¼ hakim oldu. Evet, Kyoko dÃ¼nyalar arasÄ±nda gidip geldiÄi ve bu taraftayken onlara en yeni hadiseleri aktardÄ±ÄÄ± iÃ§in aile gerÃ§ekleÅen her Åeyi biliyordu. Ve bilmelerini istemediÄi birÃ§ok Åeyi sakladÄ±ÄÄ±nÄ± da sÃ¶yleyebilirdi. Bu sÄ±rlarÄ± unuttuÄu iÃ§in artÄ±k onlarÄ±n da asla bilemeyeceÄi Åeyler.

GenÃ§ erkek kardeÅi Tama, kendisine bildiÄi her Åeyi aktardÄ±ktan sonra bile; yalnÄ±zca baÅÄ±nÄ± salladÄ± ve gÃ¶zlerini indirdi. Sadece diÄer dÃ¼nyada yalnÄ±z olduÄunu hatÄ±rlÄ±yordu. Canavarlarla dolu bir dÃ¼nya.

BÃ¼yÃ¼kbaba derin dÃ¼ÅÃ¼ncelere dalarken dudaklarÄ± inceldi. Kyoko, Koruyucu Kalp Kristaliânin iÃ§ine geri dÃ¶ndÃ¼ÄÃ¼ ve her Åeyin bittiÄiyle ilgili bir Åey hatÄ±rladÄ±ÄÄ±nÄ± sÃ¶ylediÄi iÃ§in, bÃ¼yÃ¼kbaba iÅlerin yolunda gittiÄini biliyordu. BirkaÃ§ hafta sonra okul Ã§alÄ±ÅmalarÄ±na geri dÃ¶nmÃ¼ÅtÃ¼ ve mÃ¼kemmel notlar alÄ±yordu, ve artÄ±k hesap kapanmÄ±ÅtÄ±. BÃ¼yÃ¼kbaba, Ã¶n kapÄ±nÄ±n aÃ§Ä±ldÄ±ÄÄ±nÄ± duydu ve gÃ¼lÃ¼ÅÃ¼ geniÅledi.

Sanki kutsal bir iyi Åans muskasÄ±ymÄ±Å gibi mektubu Ã¶perek, torununun mutfaÄa yÃ¼rÃ¼mesini izlediâ¦ Kyoko bunu sevecekti.



ÃÃ§ hafta sonraâ¦

GeÃ§miÅteki kÄ±z Ã¼niversiteye yaklaÅÄ±rken, altÄ±n sarÄ±sÄ± gÃ¶zler izledi. Onu bulmuÅtu ve ne yapÄ±p edip iÅleri bir kez daha dÃ¼zeltecekti. GÃ¶zlerinin altÄ±n rengindeki saydamlÄ±ÄÄ±, o uÄursuz gÃ¼nde, Ã¶lÃ¼mcÃ¼l bir savaÅÄ±n ortasÄ±nda olanlarÄ±n anÄ±larÄ±yla parlarken, bir an iÃ§in insan kalkanÄ±nÄ±n kaydÄ±ÄÄ±nÄ± hissetti.

Pencereden gelen sabah gÃ¼neÅinin Ä±ÅÄ±klarÄ±, arkasÄ±nda kanat biÃ§iminde tuhaf bir gÃ¶lge oluÅturuyordu. PenÃ§eleÅmiÅ elini kaldÄ±rdÄ± ve gÃ¶zlerini kÄ±sarak penÃ§elerin tekrar insan Ã¶rtÃ¼sÃ¼ne bÃ¼rÃ¼nÃ¼ÅÃ¼nÃ¼ izledi.

Tekinsiz gÃ¶zlerini tekrar rahibeye dÃ¶ndÃ¼rerek iÃ§indeki gÃ¼Ã§leri bastÄ±rdÄ±. Kyokoânun saflÄ±ÄÄ±yla, etrafÄ±ndaki kÃ¶tÃ¼lÃ¼ÄÃ¼n uyanÄ±ÅÄ±nÄ± hissettiÄi bir andÄ±. Bu seferâ¦ aynÄ± hatayÄ± yapmayacaktÄ±.

Kyoko baÅÄ±nÄ± kaldÄ±rÄ±p devasa binaya baktÄ±. BurasÄ± ona, bilinmeyen bir geÃ§miÅteki bÃ¼yÃ¼k bir Åato gibi gÃ¶rÃ¼nÃ¼yordu. Kendi kendine sÄ±rÄ±ttÄ±. Buna engel olamÄ±yordu. Bursu ve aslÄ±nda burada yaÅayacaÄÄ±nÄ± Ã¶ÄrendiÄinden beri hala mutluydu.

ArkasÄ±ndaki Tamaâya baktÄ±. ÃantalarÄ± taÅÄ±mak ve yerleÅmesine yardÄ±m etmek iÃ§in onunla gelmesinin bÃ¼yÃ¼k desteÄi olmuÅtu. Kyoko, annesi ve bÃ¼yÃ¼kbabasÄ±nÄ±n evde kalÄ±p orada vedalaÅmalarÄ±na dair konuÅtuÄu iÃ§in memnundu. Åimdi bu bÃ¼yÃ¼k Ã¶zgÃ¼rlÃ¼kle neredeyse sersemlemiÅ hissediyordu ve tadÄ±na vararak derin bir nefes aldÄ±.

âKyoko, bÃ¼tÃ¼n gÃ¼n orada dikilecek misin, yoksa gidip yatacaÄÄ±n odayÄ± bulacak mÄ±yÄ±z?â Manzara onu da etkilese de Tama homurdandÄ±. BaÅÄ±nÄ± kaldÄ±rÄ±p, ana kapÄ±ya yÃ¶nelen devasa kemere ÅaÅkÄ±nlÄ±kla baktÄ±.

Kyoko haritayÄ± elinde tuttu ve Ã¼niversitenin saÄ tarafÄ±na baÄlanan heybetli binayÄ± iÅaret etti. âBu doÄru bina olmalÄ±.â DÃ¶ndÃ¼ ve Tamaâya gÃ¶z kÄ±rptÄ±. âBu sabah bana yardÄ±m ettiÄin iÃ§in teÅekkÃ¼r ederim.â

Tama biraz utanmÄ±Å hissederek sÄ±rÄ±ttÄ±. âElbette Kyoko, nihayet senden bir sÃ¼reliÄine kurtuluyorum, bu yeterli karÅÄ±lÄ±k olur.â BaÅÄ±nÄ± eÄerek savuÅtu ve gÃ¼lmekten Ã¶lerek bir sÃ¼re ondan kaÃ§maya Ã§alÄ±ÅtÄ±.

Kyoko onu kovalamaya baÅladÄ±, ama Ã¼zerinde bazÄ± gÃ¶zler hissederek yolun ortasÄ±nda durdu.

RÃ¼zgar, kestane rengi saÃ§larÄ±nÄ± yÃ¼zÃ¼nden uzaklaÅtÄ±rÄ±rken, kimin gÃ¶zlerinin Ã¼zerinde olduÄunu merak ederek binaya baktÄ± ama daha fazlasÄ±nÄ± gÃ¶remedi. Son birkaÃ§ yÄ±ldÄ±r tuhaf Åeyleri hissedebiliyordu ve orada birinin olduÄunuâ¦ onu izlediÄini, ÅÃ¼phe gÃ¶tÃ¼rmez biÃ§imde biliyordu. Neredeyse ona dokunduklarÄ±nÄ± hissediyordu.

YukarÄ±daki pencerede bir hareket gÃ¶rdÃ¼ÄÃ¼nÃ¼ dÃ¼ÅÃ¼ndÃ¼, ama daha yakÄ±ndan inceleyince boÅ olduÄuna karar verdi. Kyoko bu garip hissin yok olduÄunu fark ederek iÃ§ geÃ§irdi. Hayal kÄ±rÄ±klÄ±ÄÄ±nÄ±n kaybolmasÄ±nÄ± beklerken yumuÅak bir Åekilde alt dudaÄÄ±nÄ± Ä±sÄ±rdÄ±. BoÅ vererek en sonunda kapÄ±dan iÃ§eri giren Tamaâya yetiÅti. Ä°kisi de etrafa bakÄ±nÄ±rken donup kaldÄ±.

YukarÄ±ya doÄru bakarken "bu yer bir harika,â diye fÄ±sÄ±ldadÄ± Tama, ardÄ±ndan ciddi bir sesle ekledi. âBu haritayÄ± saklamak isteyebilirsinâ¦ eÄer seni tanÄ±yorsam burada kaybolacaksÄ±n.â

Kyokoânun gÃ¶zleri ana salonun iÃ§inde dolaÅÄ±rken, onu duymuyormuÅ gibiydi. Ä°Ã§inde bulunduklarÄ± oda, diÄer katlara doÄru spiral bir biÃ§imde kÄ±vrÄ±lan merdivenleriyle en az Ã¼Ã§ katlÄ± bir bina uzunluÄundaydÄ±. Bir tarafta bÃ¼yÃ¼k bir kÃ¼tÃ¼phane varken diÄer taraf dinlenme alanÄ±na benziyor ve ortasÄ±ndaki yÃ¼ksek tonozlu tavanda asÄ±lÄ± devasa bir avize bulunuyordu.

âBunun dÃ¼ÅtÃ¼ÄÃ¼nÃ¼ gÃ¶rmek gerÃ§ekten hiÃ§ hoÅuma gitmezdiâ diye havayÄ± iÅaret ederek baÅÄ±yla onayladÄ±.

Konforlu mobilyalarÄ± olan oturma alanlarÄ± aÅaÄÄ±daydÄ±. SabahÄ±n Ã§ok erken bir saati olsa da Åimdiden kalkmÄ±Å olan Ã¶Ärenciler oradaydÄ± ve bir takÄ±m iÅlerle meÅguldÃ¼ler. Burada mÃ¼mkÃ¼n olduÄu kadar erken bulunmak istiyordu ve saat Åu an sabahÄ±n 7:30âuydu. Nereye gitmesi gerektiÄini merak ederek hÄ±zlÄ±ca kaÄÄ±da gÃ¶z gezdirdi.

SÄ±zlanarak omzunun Ã¼stÃ¼nden Tamaâya bakÄ±p Ã¶nlerindeki spiral merdivenleri iÅaret etti. Kyoko, aslÄ±nda taÅÄ±ndÄ±ÄÄ±ndan dÃ¶rt tane valizi vardÄ± ve Ã§ok aÄÄ±rdÄ±lar.

TamaânÄ±n suratÄ± asÄ±ldÄ±. âÅaka yapÄ±yor olmalÄ±sÄ±n.â En bÃ¼yÃ¼k valizin sapÄ±nÄ±, bu sefer tekerleklerin bu kez iÅe yaramayacaÄÄ±nÄ± bilerek bÄ±raktÄ±. âBaÄÄ±ra baÄÄ±ra aÄlardÄ±m ama 12 yaÅÄ±ndayÄ±m.â

KÄ±z kararlÄ±lÄ±kla omuzlarÄ±nÄ± kaldÄ±rdÄ±.

ArkalarÄ±ndan bir erkek sesi, âSiz Bayan Kyoko Hogo musunuz?â diye sorduÄunda Kyoko irkildi.

Aniden dÃ¶nerek, âEvetâ dedi.

Ãok yakÄ±ÅÄ±klÄ± bir adamla yÃ¼z yÃ¼ze geldiÄinde gÃ¶zleri bÃ¼yÃ¼dÃ¼. Korkutucu buz mavisi gÃ¶zleri ve at kuyruÄu Åeklinde toplanmÄ±Å uzun koyu renk saÃ§larÄ± vardÄ±. Korku dolu bir saygÄ±yla bakarken, tuhaf bir rÃ¼zgarÄ±n yÃ¼zÃ¼nÃ¼ okÅadÄ±ÄÄ±nÄ± hissetti. YumuÅak saÃ§larÄ±nÄ±n uÃ§larÄ±, bu rÃ¼zgarÄ±n Ã§arptÄ±ÄÄ± yÃ¼zÃ¼nÃ¼ gÄ±dÄ±kladÄ±.

Adam ona Ã§ok Ã§ekici bir gÃ¼lÃ¼Å sunuyordu. Sonra onu ÅaÅkÄ±nlÄ±Äa dÃ¼ÅÃ¼rerek parmaklarÄ±nÄ± ÅÄ±klattÄ± ve iki adam hiÃ§ yoktan ortaya Ã§Ä±karak Ã§antalarÄ±nÄ± alÄ±p onlarla beraber yukarÄ± Ã§Ä±ktÄ±lar. OnlarÄ± izlerken Kyokoânun gÃ¶zleri bÃ¼yÃ¼dÃ¼, ama bir Åey diyemeden Ã¶nce diÄer adam ellerini kendisininkilerin iÃ§ine aldÄ± ve dudaklarÄ±na gÃ¶tÃ¼rerek ona prenslere yakÄ±ÅÄ±r bir Åekilde bir Ã¶pÃ¼cÃ¼k verdi.

"Benim adÄ±m Kotaro ve sizin gibi Ã§ekici birinin Ã§ok aÄÄ±r bir Åey taÅÄ±mak zorunda kaldÄ±ÄÄ±nÄ± gÃ¶rmek istemiyorum. Åimdi, beni takip ederseniz, size kalacaÄÄ±nÄ±z yeri gÃ¶stereceÄim.â Kotaro elini, kendi elinin iÃ§inde tutarak Ã¶zgÃ¼venle dÃ¶ndÃ¼ ve merdivenleri Ã§Ä±kmaya baÅladÄ±.

AdamÄ±n parmaklarÄ± ve kolundaki ani Ä±sÄ±nma vÃ¼cuduna yayÄ±lmaya baÅlamÄ±Å gibi duruyorduâ¦ koruyucu kanÄ±nÄ± uyandÄ±rarak. Bu saklamasÄ± gereken bir sÄ±rdÄ±. Kotaro, sabÄ±rla beklediÄi kiÅinin o olduÄunu bilerek kÄ±zÄ±n elini hafifÃ§e sÄ±ktÄ±. Odaya girdiÄi anda bunu hissetmiÅti.

Kyoko kendi kendine âTanrÄ± beni centilmen erkeklerden korusun. Neyin iÃ§ine dÃ¼ÅtÃ¼m bÃ¶yle?â diye dÃ¼ÅÃ¼nerek nazikÃ§e kaÅÄ±nÄ± kaldÄ±rdÄ±.

DÃ¶nÃ¼p, aÄzÄ± aÃ§Ä±k orada dikilen Tamaâya omuz silkti. Kyoko baÅÄ±nÄ± yana eÄdi ve bir kaÅÄ±nÄ± kaldÄ±rdÄ±. âTama dikkatli ol, bÃ¶yle durursan sinekleri avlayabilirsin.â Sonra o toparlanamadan dÃ¶ndÃ¼ ve sadece Kotaro olarak tanÄ±dÄ±ÄÄ± adamÄ±n esnek biÃ§imini takip etti.

Gizlice, kendisi ve TamaânÄ±n puanlarÄ±nÄ± tuttuÄu hayali yazÄ± tahtasÄ±na zihninden tebeÅirle yazdÄ±. Merdivenlerden yukarÄ± Ã§Ä±karlarken burnundan soluduÄunu duydu ve artÄ±k oyunu kazandÄ±ÄÄ±nÄ± biliyordu.

Merdivenlerden inen baÅka bir genÃ§ Ã§ocuÄun yanÄ±ndan geÃ§tiler ve Ã§ocuk geÃ§erken bakmadÄ± bile, Kyoko kalbinden bir Åeyin hÄ±zla geÃ§ip gittiÄini hissederek nefesi kesildi. Ãocuk neredeyse yavaÅ hareketlerle geÃ§erken bÃ¼tÃ¼n sesler kayboldu. Sonra kalbi bir atÄ±ÅlÄ±k tekleyip ardÄ±ndan hÄ±zlanÄ±nca her Åey normale dÃ¶ndÃ¼.

Teninden, bir Åeyi Ã¶zlÃ¼yormuÅ gibiâ¦ veya daha ziyade bir Åeyi kaybetmiÅ ve korkunÃ§ Åekilde Ã¶zlÃ¼yormuÅ gibi bir rahatsÄ±zlÄ±k hissi geÃ§ti. Bu garip tepkiden kurtulmayÄ± Ã§alÄ±ÅÄ±rak, bilmemesinin daha iyi olduÄunu dÃ¼ÅÃ¼nÃ¼p yanÄ±ndan geÃ§ip gidenin kim olduÄuna bile bakmadÄ±.

Tama, Kyokoânun zihninden homurdanmasÄ±nÄ± neden olacak Åekilde, âEvet, en azÄ±ndan burada aÄzÄ±nÄ±n suyunu akÄ±tmak iÃ§in yeterince erkek varâ diye fÄ±sÄ±ldadÄ±.

Merdivenlerin baÅÄ±nda, iki tarafÄ±nda da birÃ§ok kapÄ± bulunan uzun bir koridora doÄru Kotaroâyu takip ederek dÃ¶ndÃ¼. BunlarÄ±n yatakhane kapÄ±larÄ± olduÄunu varsayÄ±yordu ama adam ne yavaÅladÄ± ne de herhangi birinde durdu. Koridorun sonunda GÄ°RMEYÄ°N yazan bir kapÄ± aralÄ±ÄÄ± vardÄ±. Kotaro ve Ã§antalarÄ±nÄ± taÅÄ±yan iki kiÅi, yalnÄ±zca bir baÅka merdiven katÄ±nÄ± daha dÃ¶nmek iÃ§in ait oduklarÄ± yermiÅ gibi incelikle oradan geÃ§ince kafasÄ± biraz karÄ±ÅtÄ±.

Tama, Kyokoânun etrafÄ±nÄ± Ã§evirerek âbence seni zindana gÃ¶nderiyorlarâ diye alay etti.

Kyoko omzunun Ã¼stÃ¼nden ona sÄ±rÄ±ttÄ± âYukarÄ± Ã§Ä±kÄ±yoruz aÅaÄÄ± deÄil seni ahmak.â

Tama baÅÄ±nÄ±n arkasÄ±na bir fiske atarak âkulenin tepesinde boÅ, soÄuk bir oda o zamanâ dedi.

Bir baÅka ÅÄ±k merdiven katÄ±na geldiklerinde 'eh en azÄ±ndan formumu koruyacaÄÄ±m,â diye dÃ¼ÅÃ¼ndÃ¼ sonra baÅka bir koridoru geÃ§tiler, ama burasÄ± gÃ¼zeldi. Zemin bile mermerden yapÄ±lmÄ±Å gibi duruyordu. KapÄ±lar birbirinden Ã§ok uzaktÄ±. Bu koridorda yalnÄ±zca Ã¼Ã§ oda vardÄ± ve kendi kendine, belki Kotaro nerede kalmasÄ± gerektiÄini bile bilmiyordur diye endiÅelendi.

Kotaro, bu koridora birÃ§ok kiÅinin girmesine bile izin verilmediÄinden Ã§ok Ã¶zel biri olmasÄ± gerektiÄini dÃ¼ÅÃ¼nerek son kapÄ±ya yÃ¼rÃ¼dÃ¼ ve bunun tÃ¼m kampÃ¼steki en iyi oda olmasÄ± gerektiÄini biliyordu. OdanÄ±n Ã¶n tarafÄ±na doÄru adÄ±m attÄ± ve kÄ±z ile genÃ§ arkadaÅÄ±nÄ±n ona yetiÅmelerini bekledi.

Kotaro sÄ±rÄ±ttÄ±, kÄ±z gergindi. Bunu koklayabiliyordu. HeyecanlÄ±, zÃ¼mrÃ¼t yeÅili gÃ¶zlerine baktÄ± ve kalbinin Åimdiden bocaladÄ±ÄÄ±nÄ± hissetti ama Åimdilik kendisine sÃ¶yleneni yapacaktÄ±.

Elini yukarÄ± kaldÄ±rdÄ±. âÅimdi ayrÄ±lÄ±yorum ama bir Åeye ihtiyacÄ±nÄ±z olursaâ¦â ona odanÄ±n anahtarÄ±nÄ± uzatarak kÄ±zarmasÄ±na neden olan bir bakÄ±Å attÄ±, aslÄ±nda cesurca reverans yapÄ±p ardÄ±ndan iki adama kendisini takip etmelerini eliyle iÅaret etti.

Kyoko ve Tama kalkÄ±k kaÅlarÄ±yla, dÃ¶nÃ¼p gÃ¶zden kayboluncaya dek onlarÄ± izlediler, sonra Kyoko tekrar kapÄ±ya baktÄ± ve gÃ¼Ã§lÃ¼kle soludu. Tam orada, kapÄ±nÄ±n Ã¼zerinde, altÄ±n harflerle Kyoko Hogo yazan bir isim levhasÄ± vardÄ±.

Tama kÄ±s kÄ±s gÃ¼lerek kardeÅine hafifÃ§e vurdu. âBiliyorsunâ¦ bÃ¶yle yaparak sinekleri avlayabilirsin.â

Kyoko daha Ã¶nce kendisine verdiÄi puanÄ± zihninden silerken gÃ¶zlerini devirdi.

AnahtarÄ± alarak kilidi, ardÄ±ndan Ã§ekingen bir Åekilde iÃ§eriyi gÃ¶zetleyerek kapÄ±yÄ± aÃ§tÄ±.

TamaânÄ±n gÃ¶zleri faltaÅÄ± gibi aÃ§Ä±lÄ±p onun Ã¶nÃ¼ne geÃ§erek ilerledi. âOlamaz! Bu oda neredeyse bizim evin tamamÄ± kadar bÃ¼yÃ¼k.â Hayret dolu sesi, sessizlikte yankÄ±landÄ±. âBu kÄ±sÄ±mda korkunÃ§ bir depo- dans kulÃ¼bÃ¼ aÃ§abilirsin.â

Kyoko âyani, zindanÄ±mÄ± sevdin mi?â diye sorarak puanÄ± ait olduÄu yere geri koydu.



*****



Kyoko, Tamaâya teÅekkÃ¼r edip onu yoluna gÃ¶nderdikten iki saat sonra banyoda eÅyalarÄ±nÄ± raflara yerleÅtiriyordu. BeÅ kiÅinin girebileceÄi kadar bÃ¼yÃ¼k olan kÃ¼vete tekrar baktÄ±.

Homurdanarak kÃ¼Ã§Ã¼k kardeÅinin sÃ¶zlerini taklit etti âOlamaz!â

Hepsinin bir hata olup olmadÄ±ÄÄ±nÄ± yeniden dÃ¼ÅÃ¼nÃ¼rken, ensesine deÄen saÃ§larÄ± hissedebiliyordu. Kendi kendine âevetâ diye fÄ±sÄ±ldadÄ±. Her an birisi ortaya Ã§Ä±kÄ±p, eÅyalarÄ±nÄ± toplamasÄ±nÄ± sÃ¶yleyebilirdi. YalnÄ±zca yanlÄ±Å odada bulunuyor olmasÄ± gerektiÄini biliyordu.

Kyoko dÄ±ÅarÄ± Ã§Ä±ktÄ± ve odaya bakÄ±ndÄ±. Yatak bugÃ¼ne kadar gÃ¶rdÃ¼ÄÃ¼ en bÃ¼yÃ¼k yataktÄ± ve toplanmÄ±Å kabarÄ±k yorgan ve diÄer her Åeyle Åimdiden tamamlanmÄ±ÅtÄ±. Oda, sert tÃ¼ylÃ¼ halÄ± ve yataÄÄ± tamamlayan yumuÅak mor ve mavilerle gÃ¼zeldi. Oraya buraya koyu kÄ±rmÄ±zÄ± serpiÅtirilmiÅti ve iÃ§inde kaybolacak kadar bÃ¼yÃ¼k bir gÃ¶mme dolap vardÄ±.

Her Åeyin siyah ve altÄ±n sarÄ±sÄ± olduÄu, bir insanÄ±n isteyebileceÄi her Åeyle donatÄ±lmÄ±Å oturma odasÄ±na adÄ±m attÄ±. MutfaÄÄ± zaten kontrol etmiÅti. Tamamen stoklanmÄ±ÅtÄ±. Kyoko milyonuncu kez baÅÄ±nÄ± salladÄ±. âOlamaz.â Åimdi ne yapacaÄÄ±nÄ± dÃ¼ÅÃ¼nerek alt dudaÄÄ±nÄ± kemirdi. Cumartesi sabahÄ±ydÄ± ve dersler pazartesine kadar baÅlamayacaktÄ±.

Kendi kendine âevet bÃ¼tÃ¼n gÃ¼n burada saklanamamâ diye mÄ±rÄ±ldandÄ±.

Kyoko, olmamasÄ± gereken bir yerde sinsice dolaÅÄ±yormuÅ gibi hissederek kapÄ±ya yÃ¶neldi ve baÅÄ±nÄ± koridora uzattÄ±. Kimsenin olmadÄ±ÄÄ±nÄ± gÃ¶rerek dÄ±ÅarÄ± Ã§Ä±ktÄ± ve kapÄ±yÄ± arkasÄ±ndan kapattÄ±, sonra sessizce aÅaÄÄ± inen merdivenlere yÃ¼rÃ¼dÃ¼.

Yine izlendiÄini hissetti ve iliklerine kadar Ã¼rperdi ama dÃ¶nÃ¼p bakmaya cesaret edemeden yÃ¼rÃ¼meye devam etti.

Kyou, âbeni hissedebiliyorâ diye dÃ¼ÅÃ¼ndÃ¼. Belki gÃ¼Ã§leri korktuÄu kadar derine gÃ¶mÃ¼lmemiÅti. OdasÄ±ndan ayrÄ±ldÄ±ÄÄ± anÄ± biliyordu ve arkasÄ±nda bÄ±raktÄ±ÄÄ± kokuyu iÃ§ine Ã§ektiâ¦ tadÄ±nÄ± Ã§Ä±kararak.

Kokusunun hatÄ±rasÄ± diÄer hatÄ±ralarÄ± da tazelemiÅ gibi gÃ¶rÃ¼nÃ¼yordu. âRahibe, yakÄ±nda gÃ¼Ã§lerini tekrar aÃ§Ä±Äa Ã§Ä±karacaÄÄ±z. OnlarÄ± saklamayÄ± tercih edebilirsinâ¦ ama uzun sÃ¼re deÄil.â Koridordaki duvara dayandÄ±, altÄ±n rengi gÃ¶zleri, kÄ±z gÃ¶zden kaybolana kadar onu izledi.



*****



Kyoko kendisini tekrar zemin katta bulduÄunda biraz daha kolay nefes alabiliyordu. Etrafta Åimdi kendi yaÅÄ±nda insanlarÄ±n olduÄunu fark etti. Kyoko iÃ§ini Ã§ekip yukarÄ±daki son tuhaflÄ±ÄÄ± da silkeleyip atarak bir an daha dÃ¼ÅÃ¼ncelere boÄulmuÅ bir Åekilde orada dikildi.

Hislerinin bÃ¶yle baskÄ± yapmasÄ±na dayanamÄ±yordu. Bazen hiÃ§bir Åey hissedememeyi diliyordu. BinanÄ±n geniÅ zeminine gÃ¶zlerini dikerken bunlarÄ± aklÄ±ndan uzaklaÅtÄ±rdÄ±. YalnÄ±zca bir saniye Ã¶nce hissettiÄi tuhaf heyecanÄ± dÃ¼ÅÃ¼nerek âbunun iÃ§in bir aÃ§ma-kapama dÃ¼Ämesine ihtiyacÄ±m varâ diye mÄ±rÄ±ldandÄ±.

KÃ¼tÃ¼phaneye bir bakÄ±Å atÄ±p ardÄ±ndan Ã§abucak diÄer tarafa dÃ¶ndÃ¼ ve ilk Ã¶nce bÃ¶lgeyi daha fazla tanÄ±mak istediÄine karar verdi. Bir Åeyleri keÅfetmek hatÄ±rlayabildiÄi kadar eskiden beri kendisi iÃ§in bir alÄ±ÅkanlÄ±k olmuÅtu ve bÃ¶yle kalmasÄ±nÄ± istiyordu. Son iki yÄ±lda her tÃ¼rlÃ¼ dÃ¶vÃ¼Å sanatÄ±nÄ± ele almÄ±ÅtÄ± ve bunun esnek vÃ¼cuduna verdiÄi hareket Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄÃ¼nÃ¼ seviyordu.

Dinlenme odalarÄ±na geÃ§tiÄinde, orada birÃ§ok farklÄ± Ã§alÄ±Åma alanÄ± olduÄunu fark etti. En bÃ¼yÃ¼k spor salonlarÄ±ndan birini camdan gÃ¶rebiliyordu. Orada durup bir sÃ¼re onlarÄ± izlemekten kendini alamadÄ±. Ä°ki kiÅi kÄ±lÄ±Ã§larla dÃ¶vÃ¼ÅÃ¼yormuÅ gibi gÃ¶rÃ¼nÃ¼yordu. Metalin metale Ã§arpma sesini duyunca bir kaÅÄ±nÄ± kaldÄ±rdÄ±. Odaya daha da yaklaÅÄ±p dinleyerek dikkatle baktÄ±.

"Dikkatini vermiyorsun Suki." Siyah giyimli olanÄ± diÄerini bertaraf ederek gÃ¼lÃ¼p poposuna vururken alay edermiÅ gibi bir sesle konuÅtu.

Koruyucu giysiler giydikleri iÃ§in Kyoko ikisinin de yÃ¼zÃ¼nÃ¼ gÃ¶remiyordu.

âShinbe!â diye Ã§ok Ã¶fkeli, fakat bir kadÄ±na ait olan bir ses Ã§Ä±ktÄ±. Sonra uyarmadan ileriye atÄ±ldÄ± ve daha ziyade tokat atarmÄ±Å gibi, eskrim kÄ±lÄ±cÄ±yla adamÄ±n baÅÄ±na vurdu, ardÄ±ndan baÅÄ±ndaki kalkanÄ± Ã§ekip Ã§Ä±kardÄ±.

KÄ±z adama doÄru yÃ¼rÃ¼yÃ¼p tek kaÅÄ±nÄ± kaldÄ±rarak adamÄ±n gÃ¶ÄsÃ¼nÃ¼ parmaÄÄ±yla sertÃ§e ittiÄi sÄ±rada uzun kahverengi saÃ§larÄ±nÄ±n aÃ§Ä±lÄ±p sÄ±rtÄ±na dÃ¶kÃ¼lmesi Kyokoâyu ÅaÅÄ±rtmÄ±ÅtÄ±. âBÃ¶yle serserilik yaptÄ±ÄÄ±nda ciddi dÃ¶vÃ¼Åmekte zorlanÄ±yorum.â

Shinbe sÄ±rÄ±tarak baÅÄ±ndaki kalkanÄ± Ã§Ä±kardÄ±. Teslim oluyormuÅ gibi iki elini havaya kaldÄ±rÄ±p geri Ã§ekildi. âÃzgÃ¼nÃ¼m Suki, ama oradaydÄ±â¦ ve onu korumuyordun.â Teninde karÄ±ncalanma dalgalarÄ±nÄ±n yayÄ±ldÄ±ÄÄ±nÄ± hissederek kaÅlarÄ±nÄ± Ã§attÄ± ve yavaÅÃ§a dÃ¶nerek ametist bakÄ±ÅlarÄ±nÄ± kapÄ±nÄ±n aÄzÄ±nda dikilen kÄ±za Ã§evirdi, âHÄ±m, bir ziyaretÃ§imiz var gibi gÃ¶rÃ¼nÃ¼yor.â

Kyoko, Suki adÄ±ndaki kÄ±zÄ±n rakibine hala ters ters bakarak gerÃ§ekten kÄ±zarmasÄ±nÄ±, sonra ondan uzaklaÅÄ±p geniÅ bir gÃ¼lÃ¼msemeyle kendisine doÄru yÃ¼rÃ¼mesini izledi.

DostÃ§a bir hareketle elini uzatmadan Ã¶nce âerkeklerâ deyip gÃ¶zlerini devirdi, âmerhaba ben Suki ve bu zavallÄ± erkek mÃ¼svettesi de Shinbeâ deyip hala sÄ±rÄ±tarak arkasÄ±ndan gelen adama doÄru baÅparmaÄÄ±nÄ± uzattÄ±.

Shinbe adÄ±ndaki genÃ§ adam âSuki,â diye baÄÄ±rdÄ±. AÃ§Ä±klamasÄ±nÄ±n Ã¶nemini gÃ¶stermek iÃ§in iki elini de kalbinin Ã¼zerine yerleÅtirerek âbeni derinden yaraladÄ±n.âdedi.

Suki kaÅlarÄ±nÄ± Ã§attÄ± âShinbeâ¦ eÄer seni yaralasaydÄ±m beni yapmaya zorladÄ±ÄÄ±n tÃ¼m vuruÅlarla beraber Åimdiye kadar beynin kulaklarÄ±ndan akardÄ±.â

Shinbe kaÅlarÄ±nÄ± oynatarak âbiliyorsun bana lÃ¼tfettiÄin bu sert sevgiyi seviyorumâ dedi.

Suki, âsana sert sevgiyi bir dakika iÃ§inde gÃ¶stereceÄim ama yeni kÄ±zÄ± korkutup kaÃ§Ä±rmak istemiyorumâ dedi.

Kyoko onu Åimdiden sevmiÅti ve elini sÄ±kÄ±ca sÄ±karak gÃ¼lÃ¼msedi. âMerhaba ben Kyoko Hogo ama lÃ¼tfen sadece Kyoko deyin.â

Sukiânin arkasÄ±nda duran Ã§ocuÄa bir bakÄ±Å attÄ±. âÄ°kinizle de tanÄ±ÅtÄ±ÄÄ±ma memnun oldum.â

GÃ¶zlerinde Kyokoânun dikkatini Ã§eken bir Åey vardÄ±. Ä°nanÄ±lmaz bir ametist rengine sahip ve nefes kesiciydiler. SaÃ§larÄ± omuzlarÄ±ndan biraz daha uzundu ve mavi gÃ¶lgeleriyle Ã§ok koyu renkteydi. Ona, 80âlerin rock gruplarÄ±ndan bir ÅarkÄ±cÄ±yÄ± hatÄ±rlatÄ±yor gibiydi.

Suki kulaÄÄ±na fÄ±sÄ±ldadÄ±. âHey senden bahsedildiÄini duymuÅtum. Evet bugÃ¼n geleceÄini biliyordum. Biraz sonra seni aramaya Ã§Ä±kÄ±p sana etrafÄ± gÃ¶sterecektim.â Aniden yÃ¼zÃ¼nde gergin bir bakÄ±Å oluÅtu ve baÅÄ±nÄ± yana Ã§evirip Shinbeâyi sert bir bakÄ±Åla durdurarak âyerinde olsam bunu yapmazdÄ±mâ dedi.

Kyoko bakmak iÃ§in baÅÄ±nÄ± eÄdi. OldukÃ§a emindiâ¦ Ã§ocuÄun eli havada durmuÅ, neredeyse Sukiânin poposuna deÄiyordu ve hayran bir bakÄ±Åla sÄ±rÄ±tÄ±yordu.

Shinbe iÃ§ Ã§ekti ve elini indirdi, âbir gÃ¼n bakmÄ±yorken bile nasÄ±l anladÄ±ÄÄ±nÄ± Ã¶ÄreneceÄim.â

Suki, âsadece biliyorum, hepsi bu!â diye homurdandÄ±, Kyokoâya arkadaÅÃ§a bir gÃ¼lÃ¼mseme sunarak âbenimle gel, Ã¼stÃ¼mÃ¼ Ã§ok hÄ±zlÄ± deÄiÅtireceÄimâ dedi ve Kyokoânun elini yakalayarak kapÄ±ya Ã§ekti.

Kyoko, el salladÄ±ÄÄ±nÄ± gÃ¶rmek iÃ§in arkasÄ±na dÃ¶nÃ¼p Shinbeâye bir bakÄ±Å attÄ±. KadÄ±nlarÄ±n soyunma odasÄ±na doÄru girerken, âbu ikisi Ã§ok eÄlenceli olacakâ diye dÃ¼ÅÃ¼ndÃ¼.

Suki, Kyokoâdan Åimdiden hoÅlandÄ±ÄÄ±nÄ± sÃ¶yleyebilirdi ve nedense tanÄ±Åmadan Ã¶nce de onu tanÄ±yormuÅ gibi hissediyordu. DuvarÄ±n arkasÄ±na geÃ§erken âKyoko, ben Ã¼stÃ¼mÃ¼ deÄiÅtirirken bana biraz kendinden bahsetseneâ dedi.

Kyoko, Sukiânin yanÄ±nda tamamen rahat hissederek bir banka oturdu. âÅey, Åehrin diÄer yakasÄ±ndaki kÃ¼Ã§Ã¼k bir kasabadan geliyorum. Ve nedense beklenmedik bir Åekilde buradan burs aldÄ±m.â Kyoko, Sukiânin âevetâ dediÄini duyup devam etti. âGerÃ§ekten de baÅvuru bile yapmadÄ±ÄÄ±m bir bursu nasÄ±l aldÄ±ÄÄ±mÄ± bilmiyorum.â

Suki bu aÃ§Ä±klamadaki soru iÅaretini duyabiliyordu ve baÅÄ±nÄ± kÃ¶Åeden uzatarak gÃ¼lÃ¼msedi. âBu konuda endiÅelenme. Buraya benimle aynÄ± Åekilde gelmiÅsinâ dedi ve tekrar duvarÄ±n arkasÄ±nda kayboldu, âben de buraya hiÃ§ baÅvurmadÄ±m.â

Kyoko kaÅlarÄ±nÄ± Ã§attÄ±, âama neden? Bir nedeni olmalÄ±. Sen biliyor musun?â

Suki bu sefer Ã¼stÃ¼nÃ¼ tamamen deÄiÅtirmiÅ olarak dÃ¶ndÃ¼. Tenis ayakkabÄ±larÄ±nÄ± giymek iÃ§in oturdu. âEvet, bunu Ã§Ã¶zdÃ¼m. Åey, en azÄ±ndan bir kÄ±smÄ±nÄ±. Bu okulun sahibi olan adam bazÄ± insanlar arÄ±yorâ¦â Suki duraksadÄ±, baÅÄ±nÄ± biraz eÄerek, âsÄ±radÄ±ÅÄ± yetenekleri olan insanlarâ dedi.

âBurada kalan diÄerleriyle tanÄ±Åmaya baÅladÄ±ÄÄ±nda, alÄ±Åman gerekecek Ã§ok fazla Åey olabilirâ diye ekleyerek omuz silkti. HaklÄ± olduÄunu bilerek sÄ±rÄ±ttÄ±.

Suki aniden kalktÄ± ve soyunma odasÄ±nÄ±n kapÄ±sÄ±na bir ayakkabÄ± fÄ±rlattÄ±, karÅÄ± taraftan hafifÃ§e kÃ¼fredildiÄini duyduÄunda zaferle gÃ¼ldÃ¼. AyakkabÄ±yÄ± geri alarak giymek iÃ§in oturdu. âEvet Åimdi, nasÄ±l bir sÄ±radÄ±ÅÄ± yeteneÄin var?â

AklÄ± Ã§ok hÄ±zlÄ± Ã§alÄ±ÅÄ±rken Kyokoânun nefesi kesilmiÅ gibi duruyordu. Buradaki herhangi biri onun rahibe olduÄunu bilebilirmiÅ gibi gÃ¶rÃ¼nmÃ¼yordu. SuÃ§lu bir ifadeyle Sukiâye kaÅ Ã§atÄ±p hÄ±zlÄ±ca bakÄ±ÅlarÄ±nÄ± uzaklaÅtÄ±rarak cevap verdi âbildiÄim kadarÄ±yla hiÃ§ yok.â

Suki bir kaÅÄ±nÄ± kaldÄ±rdÄ±, ama er ya da geÃ§ Ã¶ÄreneceÄini bildiÄinden omuz silkti. âHadi gidelim. Zaten muhtemelen Shinbe bizi bekliyordur.â KapÄ±yÄ± aÃ§tÄ± ve tabii ki Shinbe orada, kapÄ±ya onlarÄ± dinleyebilecek kadar yakÄ±n bir mesafede dikiliyordu. Geri geri giderek onlara gÃ¼lÃ¼msedi.

Suki kapÄ±yÄ± arkalarÄ±ndan kapattÄ± ve kapÄ±daki iÅareti gÃ¶stererek âShinbe, okuyamÄ±yor musun? KadÄ±nlar Soyunma OdasÄ±â dedi. ÃocuÄa anlamlÄ± bir bakÄ±Å attÄ±.

Shinbe omuzlarÄ±nÄ± silkti âevet, bu yÃ¼zden yakÄ±nÄ±nda dikiliyordum.â KÄ±z elini ona doÄru salladÄ±ÄÄ±nda Ã§abucak sÄ±Ã§rayarak Ã§ekildi. âSukiâ¦ ben bir erkeÄimâ¦ Sevgiye ihtiyacÄ±m var. Bunu elde etmenin, kadÄ±n zihninin nasÄ±l Ã§alÄ±ÅtÄ±ÄÄ±nÄ± Ã¶Ärenmekten daha iyi bir yolu var mÄ±?â

Suki sÄ±karak gÄ±cÄ±rdattÄ±ÄÄ± diÅlerinin arasÄ±ndan âaraÅtÄ±rmanÄ± kÃ¼tÃ¼phanede yapabilirsinâ dedi.

Shinbe sÄ±rÄ±ttÄ±. âSevgili Suki, kadÄ±nlarÄ±n zihniyle alakalÄ± olan Åu kÃ¼tÃ¼phanedeki her kitapâ¦ boÅâ

Suki gÃ¼lÃ¼mseyerek karÅÄ±lÄ±k verdi âÃ§Ã¼nkÃ¼ bu kitaplarÄ±n hepsinin yazarÄ± erkek.â

Shinbe Ã¶ne eÄilip bir kaÅÄ±nÄ± kaldÄ±rarak, âaynen Ã¶yle. Biz testesteron sahiplerine mantÄ±klÄ± gelecek bir kitap yazacak ilk kiÅi ben olmayÄ± planlÄ±yorumâ dedi.

Suki, Kyokoâya maÄlup olmuÅ Åekilde bir bakÄ±Å attÄ± ve sonra saatine bakÄ±p âhey, aÃ§ mÄ±sÄ±n? Hadi Ã¶nce Ã¶Ärenci yemekhanesine gidip yiyelimâ dedi.

Kyoko baÅÄ±yla onayladÄ±. Bu sabah yemek yemek iÃ§in fazla gergindi ama onlarÄ±n yanÄ±nda evdeymiÅ gibi hissediyordu ve Åu anda aÃ§lÄ±ktan Ã¶lÃ¼yordu.

Shinbe eliyle yolu gÃ¶stererek âhanÄ±mlar Ã¶ndenâ dedi. Suki baÅÄ±na baÅka bir darbe indirdiÄindeyse ciyakladÄ±.

Suki ona suÃ§layÄ±cÄ± bir bakÄ±Å atarak " bu sefer Ã§ok yavaÅ deÄildim, deÄil miâ¦ Åimdi Ã¶nden buyurâ dedi. Shinbe gÃ¼venli bir Åekilde Ã¶nlerinde yÃ¼rÃ¼meye baÅladÄ±ÄÄ±nda bilmiÅ bir gÃ¼lÃ¼Åle Kyokoâya doÄru eÄildi âdokunulmak istemediÄin sÃ¼rece her zaman onu Ã¶nÃ¼nde tutmayÄ± unutmaâ dedi.

Kyoko buna engel olamÄ±yordu. GÃ¼lmeye baÅladÄ± ve kendisine, daha ziyade yemekli vagon gibi gÃ¶rÃ¼nen gÃ¶mme yemek odasÄ±na girene kadar gÃ¼lmeye devam etti. Bir adÄ±m atarak Sukiâye yaklaÅtÄ±ÄÄ±nda gÃ¶zleri bÃ¼yÃ¼dÃ¼ âbiliyorsun, bu yere her geliÅimde yanlÄ±Å yerdeymiÅim gibi hissediyorum.â

Shinbe onlarÄ± odanÄ±n arka tarafÄ±na yakÄ±n bir masaya gÃ¶tÃ¼rdÃ¼. Suki ve Kyoko bir banka kayarken, Shinbe dÃ¼nyanÄ±n en masum erkeÄiymiÅ gibi gÃ¶rÃ¼nerek diÄerine oturdu. âBiliyorsun bu yerde alÄ±ÅÄ±lmasÄ± gereken Ã§ok fazla Åey var.â Ametist gÃ¶zlerini parlatarak Kyokoâya gÃ¼lÃ¼msedi. âBir senedir buradayÄ±m ve hala Ã¶Ärenemedim.â

Suki Kyokoânun omzunu dÃ¼rttÃ¼, âsenin ve benim geldiÄimiz gibi geldi. AÃ§Ä±k bir davetle.â Kyokoâya bunu kabul edip tadÄ±nÄ± Ã§Ä±karmasÄ±nÄ± sÃ¶ylemek ister gibi omuz silkti.

Kyoko kafasÄ± karÄ±ÅÄ±k bir bakÄ±Åla Ã¶ne eÄildi, âanlamÄ±yorum. Neden birisi bunu yapsÄ±n ki?â

Shinbe birisinin ona gerÃ§eÄi sÃ¶ylemesi gerektiÄini bilerek baÅÄ±yla onayladÄ±. âBenim bazÄ± yeteneklerim var, Sukiânin de Ã¶yle.â GÃ¶z kÄ±rparak omuz silkti. âBurada bursu olan herkesin var.â DoÄru kelimeyi aramak iÃ§in bir an durdu, âbiz o veya bu Åekilde yetenekliyiz.â Sukiâye kaÅÄ±nÄ± kaldÄ±rdÄ±, âhenÃ¼z ona sÃ¶yledin mi?â

Suki hÄ±zlÄ±ca olumsuz bir baÅ hareketi yaptÄ±, ardÄ±ndan aniden konuyu deÄiÅtirmek isteyerek Kyokoâya dÃ¶ndÃ¼, âhey, hamburger ve patates kÄ±zartmasÄ± ister misin?â

Kyoko baÅÄ±yla onayladÄ± ve Suki Ã¼cretsiz burslarla ilgili sorudan kaÃ§Ä±yormuÅ gibi ayaÄa kalktÄ±, âburada kal, hemen dÃ¶neceÄim ve endiÅelenme. Bursu olanlara yemekler Ã¼cretsiz ve hatta yemeÄi bize onlar getiriyor.â Suki onu Shinbe ile yalnÄ±z bÄ±rakarak sipariÅ vermek iÃ§in gitti.



BÃ¶lÃ¼m 3 "Toya ile TanÄ±Åma"



Shinbe, ametist gÃ¶zleri parlayarak yÃ¼zÃ¼nde ciddi bir bakÄ±Åla Ã¶ne eÄildi, âburada normal insanlar var ve bir de ben ve Suki gibi bursu olanlar. Bursu olan baÅkalarÄ± da var, ama hepimizin bir tÃ¼r Ã¶zel yeteneÄi varâ¦ normal insanlarÄ±n sahip olmadÄ±ÄÄ± bir gÃ¼Ã§ gibi.â

âBenimkisi telekinezi. Zihnimle nesneleri hareket ettirebiliyorum.â âVe telepati, yani aklÄ±mÄ± kullanarak diÄer insanlarla konuÅabiliyorum.â Bu kelimeleri ses Ã§Ä±karmadan, kÄ±zÄ±n onu kendi zihninde duyabildiÄini bilerek sÃ¶yledi.

DudaklarÄ±nÄ±n oynamadÄ±ÄÄ±nÄ± ve sesinin zihninde yankÄ±landÄ±ÄÄ±nÄ± gÃ¶rdÃ¼ÄÃ¼nde Kyokoânun dudaklarÄ± aralandÄ±. Sesinin tÃ¼m sÄ±caklÄ±ÄÄ±nÄ±nâ¦ veya bir Åeyin orada olmasÄ± gerektiÄini hissetti. ÃocuÄa baktÄ±kÃ§a ifadesi rahatladÄ± ve gÃ¶zleri yumuÅadÄ±.

Shinbe, meraklÄ± kaÅ Ã§atÄ±ÅÄ±nÄ± saklamaya Ã§alÄ±ÅtÄ±â¦ zihnini onunkisine baÄladÄ±ÄÄ±ndaâ¦ baÄlantÄ±yÄ± durdurmak iÃ§in bÃ¼tÃ¼n konsantrasyonunu vermiÅti. GÃ¼cÃ¼ kÄ±zla kalmak istiyor gibiydi. Bu duyguyu atmaya Ã§alÄ±Åarak devam etti. âAynÄ± zamanda bÃ¼yÃ¼ yapabiliyorum ve uzun bir keÅiÅlik hayatÄ±ndan geliyorum.â Kyokoânun gÃ¼lmekten gÃ¶zleri yaÅarÄ±nca durdu.

Suki, Kyokoânun yanÄ±na geri geldi ve hiÃ§bir ÅÃ¼phe gÃ¶stermeden âbiliyorum inanmasÄ± zor ama keÅiÅlikten geliyorâ dedi. SÄ±rÄ±ttÄ±, ama sonra bakÄ±ÅÄ± tekrar ciddileÅti, âve eÅyalara dokunmadan onlarÄ± fÄ±rlattÄ±ÄÄ±nÄ± gÃ¶rdÃ¼m, ayrÄ±ca her tÃ¼rlÃ¼ dÃ¶vÃ¼Å sanatÄ±nda da harika.â

Shinbe âbelki de sevgili Kyokoâyu tÃ¼m yeteneklerim hakkÄ±nda bilgilendirmeliyizâ diye Ã¶nerdi.

Suki dÃ¶ndÃ¼ ve Shinbeâye ters ters baktÄ±, âhayÄ±r, ona BU konuda iyi olduÄunu sÃ¶ylemeyeceÄim!â sonra da baÅÄ±nÄ±n tepesine vurdu.

"Ama hala yalnÄ±zca bir insanmÄ±Å gibi davranÄ±yorâ nereden geldiÄi belli olmayan alaylÄ± bir ses duyuldu ve Shinbe fÄ±rlayÄ±p sesin nereden geldiÄini anlamak iÃ§in doÄruldu.

Kyoko etrafa gÃ¶z gezdirdi ve bakÄ±ÅlarÄ± derin altÄ±n sarÄ±sÄ± gÃ¶zlere kilitlendi. Sesin sahibi gÃ¶rdÃ¼ÄÃ¼ her Åeyden daha gÃ¼zel gÃ¶rÃ¼nÃ¼yordu. GÃ¼mÃ¼Å gÃ¶lgeleri olan siyah saÃ§larÄ± uzun katmanlar halinde baÅÄ±ndan aÅaÄÄ± dÃ¶kÃ¼lÃ¼yordu. GÃ¼neÅin kararttÄ±ÄÄ± teni saÄlÄ±klÄ± bir Åekilde parlÄ±yordu ve uÄrunda Ã¶lÃ¼nebilecek bir vÃ¼cudu vardÄ±. Her nasÄ±lsa, gÃ¶zleri doÄrudan ona bakmasa bile onu esir almÄ±Å gibi gÃ¶rÃ¼nÃ¼yordu.

Suki huysuzlandÄ± ve yeni gelene kÄ±zgÄ±n bir bakÄ±Å atarak kollarÄ±nÄ± gÃ¶ÄsÃ¼nde kavuÅturdu. âHarika, onu korkutup kaÃ§Ä±racak herkes burada.â

Shinbe Sukiâye doÄru sÄ±rÄ±ttÄ± ve ardÄ±ndan Kyokoâya bakÄ±p âbu Toya. Toya, Kyoko ile tanÄ±Å. BugÃ¼n burada ilk gÃ¼nÃ¼â diye tanÄ±ttÄ±.

Toya, Kyokoâyu gÃ¶rmek iÃ§in ve her nedense onu Ã¶lÃ§Ã¼yormuÅ gibi dÃ¶ndÃ¼, bu kÄ±zÄ± rahatsÄ±z etti. Kyoko gÃ¶zlerini kÄ±sarak adama baktÄ±, onunla ilgili ilk izlenimi ayaklarÄ±nÄ±n yere inmesini saÄladÄ±.

Toya huysuzca âee, yani rahibe sen misin?â dedi, otururken de onu baÅÄ±ndan savÄ±yormuÅ gibi kafasÄ±nÄ± Ã§evirdi.

Kyokoânun gÃ¶zleri ona dÃ¶ndÃ¼ ve ÅaÅkÄ±nlÄ±ktan gÃ¼Ã§lÃ¼kle soludu. Oradaki hiÃ§ kimse onun rahibe olduÄunu bilmiyordu. AslÄ±nda yalnÄ±zca, en yakÄ±n aile Ã¼yeleri biliyordu.

Ani bir Ã¶fkeyle, "bunu nasÄ±l biliyorsun?" diye baÄÄ±rdÄ±.

Toya kanÄ±nÄ±n kaynadÄ±ÄÄ±nÄ± hissederek geri Ã§ekildi. âLanet olsun, korkunÃ§ bir manyak gibi baÄÄ±rma. Seni gayet iyi duyabiliyorumâ diye homurdandÄ±.

Suki ve Shinbe Ã¼rkmÃ¼ÅtÃ¼ ve Kyoko ile Toya birbirlerine Ã¶fkeli bakÄ±Ålar atarken, sandalyelerinde kÃ¼Ã§Ã¼lmÃ¼Å gibiydiler.

ToyaânÄ±n hisleri, Kyokoânun Ã¶fkesiyle bir gÃ¼Ã§ dalgasÄ± yakalamaya baÅlamÄ±Å gibiydi ve eÄer bunu ona sÃ¶ylerse lanetlenecek de olsa, belki bu kÃ¼Ã§Ã¼k sevimli bedenin iÃ§inde birazcÄ±k gÃ¼cÃ¼ olduÄunu dÃ¼ÅÃ¼nerek gerginleÅti.

Sessizce gÃ¶rÃ¼nÃ¼ÅÃ¼nÃ¼ tarttÄ±. Kalp Åeklindeki gÃ¼zel bir yÃ¼zÃ¼ Ã§evreleyen kumral saÃ§larÄ± Ä±ÅÄ±kta parÄ±ldÄ±yordu. Åu anda kendisine Ã¶fkeyle bakan ve kanÄ±nÄ±n hafifÃ§e Ä±sÄ±nmasÄ±nÄ± saÄlayan canlÄ± gÃ¶zleri vardÄ±. Cesareti sahibi kadÄ±nlar hoÅuna giderdi ve ÅÃ¼phesiz kÄ±z bununla doluydu, ama nedense bu onu rahatsÄ±z ediyordu. HoÅuna gitmeyen Åey ona bakma tarzÄ±ydÄ±â¦ bunu hemen dÃ¼zeltecekti.

KÄ±zÄ±n gÃ¶zÃ¼nÃ¼ korkutmaya Ã§alÄ±Åarak daha sert baktÄ±. Toya onun yÃ¼zÃ¼ne karÅÄ± âBir burs aldÄ±n, deÄil miâ¦ ve O senin bir RAHÄ°BE olduÄunu sÃ¶yledi!â diye neredeyse burun buruna gelene kadar her kelimede ona daha da yaklaÅarak gÃ¼rledi. KollarÄ±nÄ± gevÅek giysi kollarÄ±nÄ±n iÃ§inde kavuÅturdu ve kÄ±za doÄru hofladÄ±. Aniden, her saniye kendisine daha da sevimli geldiÄini fark ederek bu onu rahatsÄ±z etti ve âbahse girerim bir iblisin ne olduÄunu bile bilmiyorsundurâ diye homurdandÄ±.

Kyoko, Ã¶fkesi kabararak geri Ã§ekildi. Ä°blislerin ne olduklarÄ±nÄ± biliyordu. TÃ¼m hayatÄ± boyunca onlarÄ± incelemiÅ ve hatta eÄer ailesi haklÄ±ysa birisiyle karÅÄ±lamÄ±ÅtÄ±â¦ ama hatÄ±rlayamÄ±yordu. Yine de, ToyaânÄ±n tepeden bakan kibirli davranÄ±ÅÄ± hoÅuna gitmemiÅti ve bu konuda bahse girmek isteyip istemeyeceÄini sorar gibi bir kaÅÄ±nÄ± kaldÄ±rdÄ±.

Suki, Kyokoâyu savunmaya gelmiÅ gibi âToya, tek bir saniye iÃ§in medeni olamaz mÄ±sÄ±n? YalnÄ±zca birkaÃ§ saattir burada ve sen onu kaÃ§Ä±rmadan Ã¶nce kalmasÄ± iÃ§in ikna etmek istiyorumâ dedi. Kyokoâyu bu kadar Ã§abuk kaybetme dÃ¼ÅÃ¼ncesiyle neredeyse Ã¼zgÃ¼n bir hali vardÄ±.

Toya rahatsÄ±z olmuÅ bir Åekilde kaÅÄ±nÄ± kaldÄ±rÄ±p Sukiâye bakarak, âee, soruma cevap bile vermedi. Bununla baÅa Ã§Ä±kabileceÄini dÃ¼ÅÃ¼nÃ¼yor musun?â dedi ve kÄ±zgÄ±n bakÄ±ÅlarÄ±nÄ± hÄ±zlÄ±ca Kyokoâya Ã§evirdi.

Kyoko, "beni afallatacaÄÄ±na inandÄ±ÄÄ±n her Åeyle baÅ edebilirim, pislikâ diye bilgi verirken kelimeleri buz gibiydi.

Suki ve Shinbe birbirlerine baktÄ±lar. ToyaânÄ±n karÅÄ±sÄ±nda bÃ¶yle cesaretle yalnÄ±zca kendileri ile Ã¼niversite sahibi ve belki Kotaro dÄ±ÅÄ±nda kimse duramÄ±yordu. Sonra ikisi de Kyoko adÄ±ndaki bu kÄ±zÄ± kesinlikle seveceklerini anlayarak sÄ±rÄ±ttÄ±lar.

Masada bir yemek tepsisiyle bir garson gÃ¶rÃ¼ndÃ¼ ve Kyoko dikkatini Toyaâdan ona Ã§evirdi. Ãocuk Kyokoâya biraz fazla uzun baktÄ± ve hisleri, ona bir Åeyler olduÄunu sÃ¶yleyerek karÄ±ncalanmaya baÅladÄ±. Bu genÃ§ adamÄ±n Ã§ocuksu yÃ¼zÃ¼ne uygun deÄilmiÅ gibi gÃ¶rÃ¼nen karanlÄ±k gÃ¶zlerine baktÄ±.

Ãocukla ilgili bir Åeyâ¦ bu duygudan gerÃ§ekten hoÅlanÄ±p hoÅlanmadÄ±ÄÄ±nÄ± bilmese de Kyokoânun aklÄ±nÄ± Ã§eliyordu. Elbette gÃ¶rÃ¼nÃ¼ÅÃ¼ sevimliydi ama Ã§ocuktaki bir Åey onu hafifÃ§e rahatsÄ±z ediyordu. GenÃ§ adamÄ±n Ã§aba bile gÃ¶stermeden yayÄ±yormuÅ gibi gÃ¶rÃ¼ndÃ¼ÄÃ¼ bÃ¼yÃ¼nÃ¼n etkisinden kendisini kurtarmak iÃ§in gÃ¶zlerini kÄ±rptÄ±. Atmosfer, yanÄ±ndan alÃ§ak bir homurdanma sesi duyduÄunda en sonunda bozulmuÅtu.

Toya teninden bir soÄukluk geÃ§tiÄini hissetti ve ÅaÅÄ±rtarak sarsmak ister gibi Ã§ocuÄa homurdandÄ±. ÃocuÄun gÃ¶zleri tekrar ToyaânÄ±nkilere odaklandÄ±ÄÄ±nda, dÃ¶nÃ¼p masadan sÄ±vÄ±ÅÄ±rken, abanoz siyahÄ±ndan gÃ¼mÃ¼Å mavisine parÄ±ldÄ±yor gibiydiler.

Kyoko kafasÄ± karÄ±ÅmÄ±Å bir Åekilde Sukiâye baktÄ± ama o yalnÄ±zca yemeÄinden bir Ä±sÄ±rÄ±k alarak omuzlarÄ±nÄ± silkti. YanÄ±ndaki Shinbe, ortamÄ± hÄ±zla terkeden Ã§ocuÄu izlerken tuhaf espri anlayÄ±ÅÄ±nÄ± saklamaya Ã§alÄ±Åarak elinin iÃ§ine doÄru Ã¶ksÃ¼rdÃ¼. Kyoko, âToyaâ denen Ã§ocuÄa karÅÄ± Ã§ok tuhaf bir heyecan duyuyordu ve sorununun ne olduÄunu anlayana kadar rahat etmeyecekti. Sandalyede arkasÄ±nda yaslandÄ± ve bir dakika boyunca onu izledi.

Uzun saÃ§larÄ±, iÃ§lerinden Ã§Ä±lgÄ±nca geÃ§en kalÄ±n gÃ¼mÃ¼Å rengi gÃ¶lgeleriyle geceyarÄ±sÄ±nÄ±n en tuhaf rengindeydi ve gÃ¶zleri gÃ¼zeldiâ¦ O gÃ¼zeldi. âZihninden kendine not et, bunu dÃ¼ÅÃ¼ndÃ¼ÄÃ¼n iÃ§in daha sonra kendini tokat atacaksÄ±n.â HiÃ§ ÅÃ¼phesiz, gÃ¶zleri altÄ±n rengi tozlarla alev alev yanÄ±yordu. EÄer Åu anda kendisine Ã§izdiÄi imaj olmasaydÄ± sevimli olabilirdi.

Suki iÃ§ Ã§ekti. Kyoko ile, ToyaâyÄ± fazla kÄ±zdÄ±rmamasÄ± konusunda bir konuÅma yapmasÄ± gerekiyordu. Ve Kyokoânun, bir korucuyu kÄ±zdÄ±rdÄ±ÄÄ± hakkÄ±nda hiÃ§bir fikri olmamasÄ± adil deÄildi.

Shinbe masadaki sessizlikte, âeÄer ateÅle oynarsanâ¦ genellikle yanarsÄ±nâ diye bilgilendirme yaptÄ± ve Ã¶dÃ¼l olarak, onu gÃ¶rmezden gelmeye karar vermelerinden Ã¶nce hepsinden hararetli, sert bir bakÄ±Å aldÄ±.

Toya, Kyokoâya hÄ±zlÄ±ca bir baÅka bakÄ±Å attÄ±. GÃ¶zlemesi gereken kiÅi bu muydu yani? Kyou Åaka yapÄ±yor olmalÄ±ydÄ±. Kyou kÄ±zÄ±n geleceÄinden kendisine bu sabah, onu izleyeceÄi ve her zaman gÃ¼vende olduÄundan emin olacaÄÄ±na dair uyaran bir tonla bahsetmiÅti.

Åimdi gÃ¶zlerini kÄ±smÄ±Å, az Ã¶nce masalarÄ±nÄ±n yanÄ±nda dikilen Ã§ocuÄun kim olduÄunu merak ediyordu. Kyokoâya bakma tarzÄ± onu Ã¶fkelendirmiÅti. Rahibe gerÃ§ekten tehlikede miydi? Kyou neden Ã¶nemsiz bir insanÄ± gÃ¼vende tutmakla bu kadar ilgileniyordu? Kyou asla kimseye saygÄ±lÄ± davranmazdÄ±, peki bu kÃ¼Ã§Ã¼cÃ¼k kÄ±zÄ± farklÄ± yapan neydi?

Toya bazen Kyouânun, kendisine atanmÄ±Å bulunan koruyucu olduÄu gerÃ§eÄinden nefret ediyordu ama kendisini iÃ§eri aldÄ±ÄÄ± iÃ§in ona Ã§ok Åey borÃ§lu olduÄunu kabul ediyordu. AyrÄ±ca Kyou bir Åey yapÄ±yorsa, her zaman iyi bir nedeni olduÄunu biliyor ve bu tek baÅÄ±na Kyoko denen kÄ±z hakkÄ±nda meraklanmasÄ±nÄ± saÄlamaya yetiyordu.

Masadaki gerginliÄe dikkat Ã§ektiÄi iÃ§in bir bÄ±Ã§akla kesilebilecek olan Shinbe, kocaman aÃ§tÄ±ÄÄ±, sevimli bir kÃ¶peÄi andÄ±ran gÃ¶zleriyle Sukiâye bir bakÄ±Å attÄ±. SoytarÄ±lÄ±klarÄ±yla Kyokoâyu tekrar gÃ¼ldÃ¼rebileceÄini bilerek, abartÄ±lÄ± bir Åekilde bunu yapmaya baÅladÄ±.

"Evet Suki, bu akÅam hala benimle kulÃ¼be geliyor musun? Bu gece cumartesi ve seninle dans etmek varken onlarca yabancÄ±yla dans etmek hiÃ§ hoÅuma gitmez.â Sonra iddiasÄ±nÄ± kanÄ±tlamak iÃ§in bir sÃ¼rÃ¼ baÅka kadÄ±nla dans ettiÄini hayal edermiÅ gibi sersem bir gÃ¶rÃ¼nÃ¼me bÃ¼rÃ¼ndÃ¼.

Suki ona, suratÄ±ndaki aptal gÃ¶rÃ¼ntÃ¼yÃ¼ tokatlayarak yok edip edemeyeceÄini merak edermiÅ gibi bir bakÄ±Å attÄ±, sonra Kyokoâya dÃ¶ndÃ¼. âKyoko, birisinin bana eÅlik etmesi lazÄ±mâ gÃ¼ldÃ¼. âBenimle gelirsin, deÄil mi? Sadece onunla yalnÄ±z gitmekâ¦ Ã§ok tehlikeliâ Kyokoâya yalvaran bir bakÄ±Åla baktÄ±.

Shinbeânin sersem gÃ¶rÃ¼ntÃ¼sÃ¼nden sÄ±yrÄ±lÄ±p ona gÃ¶z kÄ±rptÄ±ÄÄ±nÄ± gÃ¶ren Kyokoânun dudaklarÄ±nÄ±n kÃ¶Åeleri seÄirdi. âSuki, sizlerle gitmeye bayÄ±lÄ±rÄ±m. BÃ¶ylece Åehvetle kontrolden Ã§Ä±karsa Shinbeâyi durdurabiliriz.â

Ä°kisi de ona keskin bi bakÄ±Å attÄ± ve Shinbe homurdandÄ±. Kyoko yine gÃ¼lme krizine girmesine engel olamadÄ±. Bu ikisini gerÃ§ekten seviyordu.

Toya gÃ¶zlerinin kÃ¶Åesiyle Kyokoâyu izliyordu. Lanet olsun, bÃ¶yle gÃ¼ldÃ¼ÄÃ¼ zaman gÃ¼zeldi. Ä°Ã§ten iÃ§e homurdandÄ±. Bu da nereden Ã§Ä±kmÄ±ÅtÄ±. Bu dÃ¼ÅÃ¼nce silsilesinden rahatsÄ±z olarak kendisini oturduÄu yere bÄ±raktÄ±. âLanet olsun!â Åimdi onu izlemek iÃ§in bu gece kulÃ¼be gitmesi gerekiyordu. KÄ±z arkasÄ±nÄ± dÃ¶ndÃ¼ÄÃ¼nde hala Shinbe ve Sukiâye gÃ¼lÃ¼msÃ¼yordu.

Kyoko gÃ¼lÃ¼mserken kalbi bir an iÃ§in durdu ve kanÄ±ndaki sÄ±caklÄ±k birkaÃ§ derece arttÄ±. Toya, mutlu olduÄu zaman, az Ã¶nce onu Ã¶fkelendirdiÄi haline oranla kÄ±zdan daha fazla gÃ¼cÃ¼n geldiÄini fark etti. Uzun sÃ¼redir ilk kez rahatsÄ±z hissediyordu.

Kyokoânun gÃ¼lmesi bittiÄi zaman Sukiâye dÃ¶ndÃ¼, âhey, pazartesi hangi derslere gireceÄimi veya bu sorun iÃ§in nereye gideceÄimi bile bilmiyorum. Nereden Ã¶ÄrenebileceÄimi biliyor musun?â

Suki cevaplayamadan, bu soruyu onu dikkatle izleyerek Toya cevapladÄ±. âTÃ¼m burslu Ã¶Ärencilere aynÄ±sÄ± verilir. Yani sen, Suki ve Shinbe diÄerleriyle beraber aynÄ± sÄ±nÄ±fta olacaksÄ±nÄ±z. Tek ayrÄ± dersin okulun sahibiyle yapacaÄÄ±n olacak.â Sandalyesinde geriye yaslanÄ±rken sesi uyuÅuk Ã§Ä±kÄ±yordu.

Kyoko kaÅlarÄ±nÄ± Ã§attÄ±, âokul sahibi hangi dersi veriyor?â

Bu sefer cevabÄ± ametist gÃ¶zleri fesatÃ§a aydÄ±nlanan Shinbe verdi, âhepimiz iÃ§in farklÄ± bir ders. Bu yÃ¼zden herkese ayrÄ± ayrÄ± Ã¶Äretiyor. Bize Ã¶zel yeteneklerimiz konusunda yardÄ±m ediyor.â DÃ¼ÅÃ¼nceli bir Åekilde geriye yaslandÄ±, sonra sÄ±rÄ±tarak ekledi, âsanÄ±rÄ±m, sen rahibelik gÃ¼Ã§lerini kuvvetlendiriyor olacaksÄ±n.â

Kyoko'nun Ã¶fkesi, okul sahibinin kendisinin rahibe olduÄunu nasÄ±l bildiÄini merak ederek tekrar kabardÄ±. Bursta bundan hiÃ§ bahsedilmiyordu. Son yÄ±llarÄ±nÄ±, okul sahibinin kendisine verdiÄi bursun sebebi olan gÃ¼Ã§leri gÃ¶mmeye Ã§alÄ±Åarak geÃ§irmiÅti. Biran Ã¶nce bu sorunun temeline inmek istiyordu.

Kyoko tabaÄÄ±na bakarak gergin bir sesle, âbelki bu bir hatadÄ±r. Ãniversitenin sahibiyle Åimdi konuÅabilmemin bir yolu var mÄ±?â diye sordu.

Toya gÃ¶zlerini kÄ±stÄ±. Kyou, bunu sorabileceÄini kendisine sÃ¶ylemiÅti ve dersin dÄ±ÅÄ±nda kimseyi gÃ¶rmek istemese de, Toyaâya eÄer herhangi bir sorusu olursa kÄ±zÄ± doÄrudan kendisine getirmesini sÃ¶ylemiÅti.

âNe oldu, korktun mu?â diye iÄneleyici bir Åekilde sordu ve kÄ±zÄ±n sinirli gÃ¶zlerinin rahatsÄ±z bir Ã¶fkeyle doÄrudan kendisininkilere bakmasÄ±yla Ã¶dÃ¼llendirildi. Demek bu kÄ±z kendisiyle baÅ edebileceÄini sanÄ±yordu. Eh, bu bakÄ±ÅÄ± Kyou Ã¼zerinde denemesini izlemek eÄlenceli olabilirdi. Kyouânun tek bir sÃ¶z etmeden herhangi birine verebileceÄi korkuyu gÃ¶rmÃ¼ÅtÃ¼.

Toya, âiyi, hazÄ±r olduÄun anda seni ona gÃ¶tÃ¼receÄimâ diye yemi yutup yutmayacaÄÄ±nÄ± merak ederek meydan okudu.

Kyoko bunu duyunca Ã¶fkesi biraz azaldÄ±. TabaÄÄ± Ã¶nÃ¼nden iterek, adamÄ±n blÃ¶fÃ¼nÃ¼ gerÃ§ekleÅtirmesini istemekten mutlu bir Åekilde, âsen hazÄ±r olduÄundaâ diye baÅÄ±yla onayladÄ±. Bir kaÅÄ±nÄ± ona doÄru kaldÄ±rdÄ±.

Toya gÃ¼lerek dikildi, âacelen ne?â Kendisini neyin iÃ§ine soktuÄunu bilmediÄini dÃ¼ÅÃ¼nerek, âbunu hissedeceÄi iÃ§in bu Ã¶fkenin Ã¶nÃ¼ne geÃ§ebilirâ diye kÄ±s kÄ±s gÃ¼ldÃ¼.

Kyoko gÃ¶zlerini kÄ±sarak ona baktÄ±, ardÄ±ndan Suki ve Shinbeâye dÃ¶nerek ayaÄa kalktÄ±. âÄ°Åim bittikten sonra beni almaya gelirseniz sizinle konuÅacaÄÄ±m. Odamda bekliyor olacaÄÄ±m, sonra bu akÅam iÃ§in plan yapabiliriz.â Sukiâye gÃ¶z kÄ±rptÄ±, sonra Toyaâya dÃ¶nerek ifadesiz bir sesle ekledi. âKalmaya karar verirsem.â

Toya hoflayarak arkasÄ±nÄ± dÃ¶ndÃ¼ ve Kyoko onun gidiÅini izledi, sonra onu takip ederek diÄerlerine omzunun Ã¼zerinden el salladÄ±. ArdÄ±ndan hemen diÄer Ã¶Ärencilerin, ToyaânÄ±n yolundan ne kadar hÄ±zlÄ± Ã§ekildiÄini fark etti ve nedenini merak etti. âNeydi o? Okulun kabadayÄ±sÄ± mÄ±?â

Kyoko, adama yetiÅmek iÃ§in koÅarak ona bu memnuniyet hissini vermeyecekti, bu yÃ¼zden yÃ¼rÃ¼rken kasten geride kalarak acele etmedi. Ona hala biraz Ã¶fkeliyken, gÃ¶zleri ToyaânÄ±n poposunda gezindiÄinde neredeyse kÄ±zardÄ±. SaÃ§larÄ±nÄ±n pantolonuna deÄmesini izlemek, bunun altÄ±ndaki saÄlam yuvarlaklÄ±Äa attÄ±ÄÄ± bakÄ±Å onu daha da rahatsÄ±z ediyordu. Sinir bozuculuk ve sevimlilik Ã§ok korkunÃ§ bir bileÅimdi.

Zihninden kafasÄ±nÄ± sallayÄ±p baÅÄ±boÅ dolaÅan gÃ¶zlerine lanet ederek onu takip etmeye devam etti. âTahammÃ¼l edemediÄin birinin sevimli olduÄunu dÃ¼ÅÃ¼nmek iÃ§inâ¦ tamamÄ±yla aptal olmak gerekirâ diye kÄ±sÄ±k sesle mÄ±rÄ±ldandÄ±. Åimdiden daha iyi hissederek ârahatsÄ±z ediciâ¦ saldÄ±rganâ¦ ve belki kibirliâ¦ ama asla sevimli deÄilâ diye sÄ±rÄ±ttÄ±.

Tuhaf bir Åey hissedip gÃ¶zlerini yukarÄ± dikti ve kendisininkileri delip geÃ§en karanlÄ±k gÃ¶zlere kilitlendi. Adam merdivenlerin baÅÄ±nda dikilmiÅ, duvara dayanmÄ±Å bir Åekilde onu izliyordu. ArkasÄ±nda ve omzularÄ±nda salÄ±nan saÃ§larÄ±nda abanoz rengi dalgalar vardÄ± ve geceyarÄ±sÄ± rengindeki gÃ¶zleri derindi. Ãok Ã§ekiciydi ama oâ¦ tehdit altÄ±nda hissetti.

BakÄ±ÅlarÄ±nÄ± ondan uzaklaÅtÄ±rdÄ±. ZÃ¼mrÃ¼t yeÅili gÃ¶zlerini kaldÄ±rÄ±p tekrar ona bakmaya yeltenirken kendi kendine sert bir Åekilde, âKyoko kendine hakim ol. GÃ¶rdÃ¼ÄÃ¼n herkesi analiz etmekten vazgeÃ§â dedi.

"Ä°Åte kampÃ¼steki en gÃ¼zel kÄ±z."

Kyoko, omuzlarÄ±nÄ±n Ã¼zerinde gÃ¼Ã§lÃ¼ bir kolun dolaÅtÄ±ÄÄ±nÄ± hissetti, ardÄ±ndan bu sabah kendisine odasÄ±nÄ±n yerini gÃ¶steren adamÄ±n sesini hatÄ±rlayarak bakmak amacÄ±yla dÃ¶ndÃ¼. SaÃ§ uÃ§larÄ±nÄ±n, nereden geldiÄi belli olmayan bir rÃ¼zgar yanaklarÄ±nÄ± okÅuyormuÅÃ§asÄ±na yÃ¼zÃ¼nÃ¼ gÄ±dÄ±kladÄ±ÄÄ±nÄ± yine hissetti.

Ona sÄ±cak bir gÃ¼lÃ¼mseme sundu ama aynÄ± anda kendisine bitiÅtirdiÄi kolundan silkelenip ayrÄ±ldÄ±. Kyoka, kendisine bu kadar samimi davranmamasÄ±nÄ± dileyerek gergin bir sesle, âKotaro, seni tekrar gÃ¶rmek gÃ¼zel. Bu sabahki yardÄ±mÄ±n iÃ§in teÅekkÃ¼rlerâ dedi. HoÅ ve hatta daha fazlasÄ± olduÄunu dÃ¼ÅÃ¼nÃ¼yordu ama hiÃ§ kolunu ona dolayabileceÄini sÃ¶ylememiÅti.

Kotaro, kÄ±zÄ±n elini kendisininkinin iÃ§ine alÄ±rken etkilenmemiÅti, âsana eÅlik edebileceÄim baÅka bir yer var mÄ± Kyoko?â ZÃ¼mrÃ¼t yeÅili gÃ¶zlerine, onlarÄ± daha Ã¶nce bir yerdeâ¦ gÃ¶rdÃ¼ÄÃ¼nÃ¼ bilerek derin derin baktÄ±. Ve bir keresinde iÃ§lerinde mutlulukla boÄulduÄuna dair belirsiz bir Åeyler hissetti.

Kyoko, ToyaânÄ±n durduÄu yeri gÃ¶rmek iÃ§in durdu ve tekrar Ã¶fkeli gÃ¶rÃ¼nerek merdivenlere baktÄ±. Az Ã¶nce ona veya Kotaroâya kÃ¼frettiÄini duyduÄuna yemin edebilirdi, kime karÅÄ± olduÄuna emin deÄildi.

Toya, Kotaroânun ne yapmaya Ã§alÄ±ÅtÄ±ÄÄ±nÄ± bilmiyordu, ama Kyokoâya fazla arkadaÅÃ§a davrandÄ±ÄÄ± gerÃ§eÄinden hoÅlanmamÄ±ÅtÄ±. Bir uyarÄ± gÃ¶nderirken gÃ¶ÄsÃ¼nden derin bir hÄ±rÄ±ltÄ± geldi. âBunu halledebilirim Kotaro, onu Kyouâyu gÃ¶rmeye gÃ¶tÃ¼rmeyi sen istemediÄin sÃ¼rece.â Kotaroânun, Kyouânun yanÄ±na ders dÄ±ÅÄ±nda veya Ã§aÄrÄ±lmadÄ±ÄÄ± sÃ¼rece gitmediÄini bilerek ona sert bir bakÄ±Å attÄ±.

Kotaro, Kyokoânun elini bÄ±raktÄ±, âumarÄ±m her Åey yolundadÄ±r Kyoko.â Toyaâya pis bir bakÄ±Å atarak tekrar kÄ±za dÃ¶ndÃ¼, âdondurulmuÅ yiyeceklere dikkat ettiÄine emin ol. Kontrolden Ã§Ä±karsa ben senin iÃ§in ilgileneceÄim.â Kotaro, kendini beÄenmiÅ bir biÃ§imde Toyaâya baktÄ±, ardÄ±ndan Kyokoâya dÃ¶nÃ¼p baÅÄ±nÄ± eÄdi ve dÃ¶nerek merdivenlerden indi.

Kyoko, ToyaânÄ±n hofladÄ±ÄÄ±nÄ± duydu ve bu sabah yaptÄ±ÄÄ± gibi dÃ¶nÃ¼p koridorda yÃ¼rÃ¼rken ona baktÄ±.

Bu sefer acele etti ve GÄ°RMEYÄ°N yazan kapÄ±dan geÃ§meden Ã¶nce tam zamanÄ±nda ona yetiÅti. Kyoko nereye gittiklerini merak etti. GÃ¼Ã§lÃ¼ sÄ±rtÄ±nÄ± izlerken, aklÄ±ndan onu odasÄ±na geri gÃ¶tÃ¼rÃ¼p gÃ¶tÃ¼rmediÄi geÃ§ti. GerÃ§ekten de kapÄ±sÄ±nÄ±n Ã¶nÃ¼nde durduklarÄ±nda Toya ona bakmak iÃ§in dÃ¶ndÃ¼ ve kÄ±z, elini onunkinin tam karÅÄ±sÄ±ndaki kapÄ±ya kaldÄ±rÄ±p vuruncaya dek kÄ±zgÄ±n bir Åekilde ona baktÄ±.

Kyoko Åok olmuÅtu. Okulun sahibi karÅÄ±sÄ±ndaki odada mÄ± kalÄ±yordu? KardeÅinin sÃ¶yledikleri yine aklÄ±na gelmiÅti. âOlamaz!â Toya bir cevap beklemeden kapÄ±yÄ± aÃ§tÄ± ve kÄ±zÄ± kendisinden Ã¶nce iÃ§eriye itti.

Kyoko aniden ona dÃ¶ndÃ¼. âKahrolasÄ± sorunun nedir bilmiyorum ama lÃ¼tfen beni itmeâ, adamÄ± kovaladÄ± âveya dokunma. Sana hiÃ§bir Åey yapmadÄ±m.â ToyaânÄ±n gÃ¶zlerini dikip arkasÄ±na baktÄ±ÄÄ±nÄ± fark ettiÄinde saÃ§larÄ± yine ensesinde hissediyordu.

Kyokoânun omuzlarÄ± Ã§Ã¶ktÃ¼. ArtÄ±k yapmÄ±ÅtÄ±. SÃ¼rekli nerede olduÄunu veya kimin izliyor olabileceÄini dÃ¼ÅÃ¼nmeden Ã§ekip gitmek zorunda mÄ± kalacaktÄ±?

Toya, Kyokoânun gerginleÅtiÄini gÃ¶rdÃ¼ ve gÃ¶zlerini, bir anda Ã§ok kÃ¼Ã§Ã¼k gÃ¶rÃ¼nmeye baÅlayan kÄ±za doÄru indirerek sÄ±rÄ±ttÄ±. âBiriyle konuÅmak istemiyor muydun?â Kyoko arkasÄ±nÄ± dÃ¶nmeyince Toya dÃ¶nÃ¼p Kyouâya baktÄ± ve onun oturma odasÄ±nÄ±n kapÄ± aralÄ±ÄÄ±na dayalÄ± bir halde, transa geÃ§miÅ gibi Kyokoâyu izlediÄinin farkÄ±na varÄ±nca gÃ¶zlerini kÄ±stÄ±.

Toya kendi kendine âbu da ne?â diye dÃ¼ÅÃ¼ndÃ¼. Kyou neden ona hayalet gÃ¶rmÃ¼Å gibi bakÄ±yordu? Bunun neden olduÄu kÄ±skanÃ§ dÃ¼ÅÃ¼nceyi tanÄ±mlamak istemiyor denilebilirdi. Bu baÄÄ±rsaklarÄ±na Ã¼rpertici bir his vermiÅ, aralarÄ±na girip Kyouânun Kyokoâyu gÃ¶rmesini engellemek istemesine neden olmuÅtu. KÄ±zÄ± korumak istiyordu.

Kyou, bin yÄ±ldan uzun bir sÃ¼re sonra Kyokoâyu bu kadar yakÄ±ndan gÃ¶rdÃ¼ÄÃ¼ iÃ§in bir sÃ¼re sÃ¶yleyecek kelime bulamamÄ±ÅtÄ±. EtraflarÄ±ndaki tÃ¼m hava, hatÄ±rladÄ±ÄÄ± gÃ¼Ã§ ile canlanmÄ±ÅtÄ±â¦ geÃ§miÅte kendisini kÄ±za Ã§eken gÃ¶rmezden gelinemeyecek bu gÃ¼Ã§ ortadan kaybolmamÄ±ÅtÄ±.

AltÄ±n rengi gÃ¶zleri tarafsÄ±z bir kayÄ±tsÄ±zlÄ±kla kÄ±zÄ±n arkasÄ±ndaki koruyucuya takÄ±ldÄ±. âToya, Ã§Ä±k.â Sesinde tehlikeli bir tehdit tonu duyulabiliyordu.

ToyaânÄ±n hafÄ±zasÄ±nÄ±n gizli derinliklerinden, bilinmeyen bir yerden bir takÄ±m duygular Åaha kalkÄ±p yakasÄ±nÄ± bÄ±rakmÄ±yormuÅ gibi gÃ¶rÃ¼nÃ¼rken, gÄ±rtlaÄÄ±nda bir hÄ±rÄ±ltÄ± meydana geldi ve yumruklarÄ± Ã¶fkeyle sÄ±kÄ±ldÄ±. Toya, baÅka bir kelime edilmeden dÃ¶ndÃ¼ ve bir fÄ±rtÄ±na gibi Ã§Ä±karak kapÄ±yÄ± Ã§arptÄ±.

Kyoko, aklÄ± karmaÅÄ±k dÃ¼ÅÃ¼ncelerin etrafÄ±nda dÃ¶nÃ¼p duruken ToyaânÄ±n gidiÅini izledi. Aniden, onun ardÄ±ndan kendisi de Ã§Ä±kma isteÄi hissetti. Sonra bir korkak gibi davranmamaya karar verip Ã§enesini yukarÄ± doÄru kaldÄ±rarak cesaret buldu ve sonunda dÃ¶ndÃ¼, ne var ki gÃ¶rdÃ¼ÄÃ¼ Åeye inanamadÄ±.

GÃ¶rmeyi beklediÄi resmi takÄ±m elbiseli adamÄ±n yerine, kendisiniâ¦ altÄ±n gÃ¶zleri kendi gÃ¶zlerinin iÃ§inde yanÄ±p baÅka yere bakamazmÄ±Å gibi hissetmesine neden olan adamla yÃ¼zyÃ¼ze buldu. GÃ¼mÃ¼Å saÃ§larÄ± omuzlarÄ±na ve mÃ¼kemmel biÃ§imli vÃ¼cudunun Ã¼zerine dÃ¶kÃ¼lÃ¼yordu. YalnÄ±zca cenneten bir hediye olabilecek yÃ¼zÃ¼ ve vÃ¼cudunu saran, krallara layÄ±k bu kibir dokunuÅuyla, uzun boylu ve yakÄ±ÅÄ±klÄ±ydÄ±.

Kyoko hemen gÃ¶zlerini kapattÄ±. Derdi neydi? Buraya soru sormaya gelmiÅti, salya akÄ±tmaya deÄil. GÃ¶zlerini tekrar aÃ§tÄ±ÄÄ±nda adam Ã§ok daha yakÄ±ndaydÄ±. Aniden adamÄ± Ã§evreleyen asalet ve Ã¼stÃ¼nlÃ¼kten bir adÄ±m uzaklaÅtÄ±â¦ ama arkasÄ±ndaki kapÄ±nÄ±n varlÄ±ÄÄ±nÄ± farkederek kendisini kapana kÄ±sÄ±lmÄ±Å gibi hissetti.

Kyou ne yaptÄ±ÄÄ±nÄ± fark etmeden ona doÄru yÃ¼rÃ¼dÃ¼. Ama kÄ±zÄ±n geri Ã§ekildiÄini fark edince ÅÄ±k bir Åekilde kaÅÄ±nÄ± kaldÄ±rarak elini koltuÄa doÄru uzattÄ±. âOturmak ister miydiniz Bayan Hogo?â Ona sorularÄ± olduÄunu biliyordu. EÄer olmasaydÄ± hayal kÄ±rÄ±klÄ±ÄÄ±na uÄrardÄ±.

Kyoko gergin bir Åekilde yutkundu, ama maÄrurca Ã§enesini kaldÄ±rÄ±p aralarÄ±na koyabildiÄi kadar mesafe koyup, hiÃ§bir Åey ummasa da beyninin normal Åekilde Ã§alÄ±ÅmasÄ±nÄ± umarak koltuÄa yÃ¶neldi. Ä°Ã§inden hafifÃ§e gÃ¼ldÃ¼.

âBilmek istediÄim ilk Åey, benim bir rahibe olduÄumu dÃ¼ÅÃ¼nmenize neden olan nedir?â Adam sehpanÄ±n karÅÄ± tarafÄ±nda bir sandalyeye oturmak yerine koltukta yanÄ±na oturduÄu zaman, dikkatle ve neredeyse korkmuÅ bir Åekilde ona baktÄ±. Kyoko kaykÄ±ldÄ± ve onu izleyerek, adamdan daha da uzaklaÅÄ±p korkusunu gÃ¶stermeden sakinleÅerek dÃ¶ndÃ¼.

Kyou, tembelce âeh, oyun oynamak istiyorâ diye dÃ¼ÅÃ¼ncelere daldÄ± ama bu ilgi Ã§ekici dÃ¼ÅÃ¼nceyi hemen aklÄ±ndan kovdu. Anormal biÃ§imde sakin bir sesle cevap verdi, ârahibe olduÄunu bilmeyeceÄimi dÃ¼ÅÃ¼nmene neden olan nedir?â Adam Ã¼zerine eÄilip kalp Åeklindeki yÃ¼zÃ¼ne yukardan bakarken, ona kÄ±yasla Ã§ok ufaktÄ±.

Kyoko herhangi bir duygu izi bulmak iÃ§in adamÄ±n mÃ¼kemmel suratÄ±nÄ±n yÃ¼zeyini inceledi ama bulamayÄ±nca ÅaÅÄ±rdÄ±. Bir kusursuzluk ve sÃ¼kunet heykeli gibiydi ve bu onu sonu gelmez bir biÃ§imde rahatsÄ±z etti.

âSoruya her zaman soruyla mÄ± karÅÄ±lÄ±k verirsiniz, Bayâ¦?â AdÄ±nÄ± bile bilmediÄi iÃ§in kekeledi.

Kyou gÃ¼lÃ¼msedi, ama bunu yalnÄ±zca iÃ§inden yaptÄ±ÄÄ± iÃ§in kÄ±z gÃ¶remedi. Eh, hala bir tarzÄ± vardÄ± ve bu adamÄ± hayal kÄ±rÄ±klÄ±ÄÄ±na uÄratmamÄ±ÅtÄ±. YalnÄ±zca daha fazlasÄ±nÄ± gÃ¶rmek istemesine neden oldu. âBay Lord, ama Lordâun daha iyi olduÄunu dÃ¼ÅÃ¼nmediÄin sÃ¼rece bana Kyou diyebilirsin.â AteÅli bir bakÄ±Åla onu olduÄu yere mÄ±hladÄ±.

Kyoko, aynÄ± ateÅli bakÄ±Åla karÅÄ±lÄ±k verdi, ânedenâ¦ buradayÄ±m?â kelimeleri bir Ã§ocukla konuÅur gibi yavaÅÃ§a ve tek seferde sÃ¶yledi. Ä°Åte, bakalÄ±m bundan nasÄ±l sÄ±yrÄ±lacaktÄ±. Kyoko, gÃ¶z temasÄ±nÄ± kesmeden kendi kendine mÄ±rÄ±ldandÄ± âBay LordâmuÅ.â

AklÄ±nÄ± okuyan Kyouânun altÄ±n rengi gÃ¶zleri, kÄ±zÄ±n zÃ¼mrÃ¼t yeÅili gÃ¶zlerine doÄru kÄ±sÄ±larak parladÄ±. BÃ¶yle yapÄ±p gÃ¶zÃ¼nÃ¼ korkutacaÄÄ±nÄ± bilerek biraz daha Ã¼zerine eÄildi. Onu koklayabiliyordu.

Sakin gÃ¶rÃ¼nÃ¼ÅÃ¼ yerine geri dÃ¶nmeden Ã¶nce bir an iÃ§in soÄukkanlÄ±lÄ±ÄÄ±nÄ± kaybederek, ârahibelik gÃ¼Ã§lerin zayÄ±f ve eÄitilmemiÅ, yoksa nasÄ±l rahibe olduÄunu bildiÄimi anlardÄ±nâ deyip, neredeyse ona tÄ±sladÄ±. âSana gÃ¼Ã§ kazanmanÄ±n yanÄ±nda eksik olanâ¦ dÃ¶vÃ¼Å sanatlarÄ±nÄ± Ã¶ÄreteceÄim.â

Kyoko iÃ§in, son sÃ¶ylediÄi Åey neredeyse hakaret gibiydi. DÃ¼ÅÃ¼nmeden hareket etmesiyle bilinen kÄ±z neredeyse onunla yÃ¼z yÃ¼ze gelecek Åekilde eÄildi ve bundaki istihza aÄÄ±rdÄ±. âBelki gerÃ§ek gÃ¼cÃ¼mÃ¼ gizliyorumdur ve bunu hak edecek bir hedef bulduÄumda salarÄ±m.â Ãfke onu korkusuz yapÄ±yordu, veya aptal, Åu anda hangisi olduÄuna emin deÄildi.

Kyou, dudaklarÄ±nÄ± onunkilere deÄdirerek daha da yakÄ±na eÄildi, bÃ¶ylece sÄ±cak nefesi kÄ±zÄ±n dudaklarÄ±nÄ± okÅayabiliyordu. KaranlÄ±k bir sesle fÄ±sÄ±ldadÄ±, ârahibe.â



BÃ¶lÃ¼m 4 "Dikkatini Ver"



Kyoko, aniden ona karÅÄ± hissetmemesi gereken bir heyecan hissederek kendini geri Ã§ekti. Burada bir Åeyler oluyordu ve kendisi bunu bilebilecek son kiÅi gibiydi.

Alt dudaÄÄ±nÄ± Ä±sÄ±rÄ±p Kyouânun yarattÄ±ÄÄ± gÄ±dÄ±klayÄ±cÄ± histen kurtulmayÄ± umarak, gergin bir sesle âcevaplara ihtiyacÄ±m varâ diye fÄ±sÄ±ldadÄ±. Sinir sisteminden hÄ±zla geÃ§meye kararlÄ±, nefes kesici Ã¼rpertilerden hemen kurtulabilmeyi diledi.

Kyou, kÄ±zÄ±n kokusunu iÃ§ine Ã§ekerek ve aniden kanÄ±nÄ±n Ä±sÄ±ndÄ±ÄÄ±nÄ± hissederek arkasÄ±na yaslandÄ±. KÃ¼Ã§Ã¼k bedeninin titrediÄini gÃ¶rmÃ¼ÅtÃ¼, ama tiksinerek deÄil. AÅaÄÄ± doÄru bakarken, kÄ±zÄ±n kollarÄ±ndaki tÃ¼ylerin Ã¼rperdiÄini gÃ¶rÃ¼nce neredeyse sÄ±rÄ±tÄ±yordu.

Hafif kibirli bir ses, âneden gÃ¼Ã§lerini bastÄ±rÄ±yorsun? GeÃ§miÅ tekrarlanmadan Ã¶nce Ã§evrende olup bitenlerden haberdar olman gerekiyor.â dedi.

Kyoko yutkundu, gerginleÅerek âbununla ne demek istiyorsun?â diye sordu.

âOkulda Ã¶lÃ¼msÃ¼zlerin olduÄunun farkÄ±ndasÄ±n, deÄil mi?â GÃ¶zleri, Kyokoânun daha Ã¶nce hiÃ§ gÃ¶rmediÄi bir Åeyle parlÄ±yordu ve sesi onaylamÄ±yormuÅ gibi sertti. âBiz konuÅtuÄumuz sÄ±rada iblisler etrafÄ±mÄ±za yaklaÅÄ±yor.â

Kyokoânun gÃ¶zleri aÃ§Ä±lÄ±p kapandÄ±. Onunla oynuyor muydu? Ãfkeli bir alayla, âseni burada koruyucular ve iblisler olduÄunu dÃ¼ÅÃ¼nmeye iten nedir?â diye sordu.

Kyou, gÃ¶z aÃ§Ä±p kapayÄ±ncaya kadar onu kolundan tutup kaldÄ±rdÄ±, yÃ¼zÃ¼nÃ¼ iki santimetrelik bir mesafeyle onunkinin Ã¼zerine eÄdi. Ãfkeyle gÃ¼rledi, âdikkatini ver.â

Kyoko gÃ¶rdÃ¼ÄÃ¼ Åeye inanamayarak gÃ¶zlerini kÄ±rptÄ±. ÃnÃ¼nde dikilen Åey bir saniye Ã¶nce onunla konuÅan kiÅi deÄildi. Anormal derecede parlak, Ã¶fkeli, altÄ±n rengi gÃ¶zlere ve onlarÄ±n altÄ±ndaki kÃ¼Ã§Ã¼k bembeyaz azÄ± diÅlerine bakÄ±yordu, ve Åu anda farkÄ±nda olmadan kolunu tÄ±rmalayan penÃ§eleri hissedebiliyordu.

SaÃ§Ä±, az Ã¶nce olduÄunun iki katÄ± kadar uzamÄ±ÅtÄ± ve adeta onayÄ±nÄ± bekliyor gibi etrafÄ±nda salÄ±nÄ±yordu. Kyoko, korku dolu bir viyaklamayla kendisini ondan kurtarÄ±p, yalnÄ±zca adamÄ±n tehditkar bir adÄ±m daha atmasÄ±nÄ± saÄlayan bir biÃ§imde hÄ±zla bir adÄ±m geriledi.

Kekeleyerek, âsen koruyucu musun?â diye geveledi.

Ãfkesinin geÃ§tiÄini hissettiÄinde bile onu izleyerek, âve sen de bunu zaten bilmesi gereken rahibesinâ diye tÄ±sladÄ±.

KapÄ±ya koÅmak iÃ§in dÃ¶ndÃ¼ ve gÃ¼Ã§lÃ¼ kollarÄ±n kendisini arkadan sardÄ±ÄÄ±nÄ± hissettiÄinde aniden baÄÄ±rdÄ±.

ÃabaladÄ±kÃ§a, Kyouânun bedeni Ã§evresinde sÄ±kÄ±laÅtÄ±. Kendisinden kaÃ§maya Ã§alÄ±ÅÄ±p, havayÄ± tekmeleyen kÄ±zÄ± yukarÄ± kaldÄ±rdÄ±. Kendisinden kurtulmaya Ã§alÄ±ÅmasÄ±nÄ±n faydasÄ±z olduÄunu anlamasÄ± iÃ§in ona yeterince zaman vererek, dudaklarÄ±nÄ± kulaklarÄ±nÄ±n yanÄ±na yaklaÅtÄ±rÄ±p, âkendini bu kollardan kurtaracak gÃ¼ce ulaÅana dek kalacaksÄ±n rahibeâ diye fÄ±sÄ±ldadÄ±.

Sonra onu sadece, hafifÃ§e sÄ±Ã§rayarak yerleÅeceÄi dolgun koltuÄa atmak iÃ§in tekrar havaya kaldÄ±rdÄ±. Åimdi tekrar yÃ¼z yÃ¼zeydiler, Kyoko ona Ã¶fkeyle baÄÄ±rdÄ± ve gÃ¶rÃ¼nÃ¼ÅÃ¼ az Ã¶nce konuÅtuÄu adama dÃ¶nÃ¼nce gÃ¶zlerini kÄ±rpÄ±ÅtÄ±rdÄ±.

Elini yumruk yaparak Ã¶fkeli bir Åekilde ona baktÄ±, âne haltlar dÃ¶nÃ¼yor?â

Kyou sakin bir Åekilde Ã¶nÃ¼nde duruyordu, tek fark bu sefer gÃ¶zlerinin parlÄ±yor olmasÄ±ydÄ±, âburada kalacaksÄ±n.â Ona doÄru eÄildi, âseni eÄitmeme izin vereceksin.â Ellerini, onu kapana ksÄ±tÄ±racak biÃ§imde koltuÄun arka kÄ±smÄ±na yerleÅtirdi, âve bu sefer hiÃ§bir Åeyi kurban vermeden kazanacaksÄ±n.â Åimdi memnuniyetsizlik gÃ¶steren son sÃ¶zleri tÄ±slayarak Ã§Ä±karÄ±rken burnu neredeyse kÄ±zÄ±nkine deÄiyordu.

Kyoko, ateÅili bakÄ±ÅlarÄ±na karÅÄ±lÄ±k vererek, adam izin verdiÄi Ã¶lÃ§Ã¼de arkasÄ±na yaslandÄ±, ama hala ondan kendisine doÄru gelen bir tehdit hissetmiyordu. Ä°nsan olmasa bile, onu incitmeye niyeti yoktu. Az Ã¶nce ne sÃ¶ylediÄini fark ederek kaÅlarÄ±nÄ± Ã§attÄ±.

âBu sefer mi?â Sesi yumuÅaktÄ±, âbu sefer ile ne demek istiyorsun?â

Kyou derince iÃ§ini Ã§ekti, âsen unutmuÅ olabilirsin, ben unutmadÄ±m.â KÄ±zÄ±n kokusu onu sardÄ± ve unutulmuÅ kalbinin etrafÄ±nda aÄrÄ±yan aynÄ± sÄ±zÄ±yÄ± hissetti, ama onun gerÃ§eÄi bilmesi gerekiyordu, âgeÃ§miÅte birlikte savaÅtÄ±k rahibe, ve bunu tekrar yapmak zorunda kalacaÄÄ±mÄ±z vakit yaklaÅÄ±yor.â

Kyokoânun gÃ¶zleri bir an yumuÅadÄ±, âkimsin sen?â

âSenin koruyucun. Kyoko, Koruyucu Kalp Kristaliâni bu dÃ¼nyaya geri getirmek iÃ§in anÄ±larÄ±nÄ± feda ettiÄin iÃ§in unuttuÄunu biliyorum.â BakÄ±ÅlarÄ±Ä± onunkini aradÄ± ve sesi hafif bir fÄ±sÄ±ltÄ±ya dÃ¶nÃ¼ÅtÃ¼, âbana gÃ¼venmelisin.â

YalnÄ±zca kendisini korkutmaya Ã§alÄ±ÅmÄ±Å olsa da, sÃ¶ylediÄi her Åeyde ona gÃ¼venmesini istiyordu. âBenâ¦ gÃ¼veniyorum.â Bu kelimeleri sÃ¶yler sÃ¶ylemez kendisini onun kollarÄ±nda buldu. Ãnce kasÄ±ldÄ±, ardÄ±ndan kendisini saran sÄ±caklÄ±k Ã¶rtÃ¼sÃ¼nÃ¼ hissedince dingin bir kafa karÄ±ÅÄ±klÄ±ÄÄ± iÃ§inde kendisini bu sarÄ±lÄ±Åa bÄ±rakarak rahatladÄ±.

Kyou buna engel olamÄ±yordu. Ãok uzun sÃ¼redir reddedilme endiÅesi taÅÄ±yordu ve bu sÃ¶zleri duymak, gergin omuzlarÄ±ndan dÃ¼nyanÄ±n yÃ¼kÃ¼nÃ¼ kaldÄ±rmÄ±ÅtÄ±. Burnunu saÃ§larÄ±na sÃ¼rterek kendisini kokusuyla sararken, kÄ±zÄ± kendine Ã§ekti.

Bir anlÄ±k zayÄ±flÄ±kla, âbu defa kalâ diye fÄ±sÄ±ldadÄ±.

Kyoko sÃ¶zleri ve kollarÄ±ndaki Åefkati hissedebiliyordu, yine de birkaÃ§ dakika Ã¶nce Ã¶dÃ¼nÃ¼ koparan oydu ve Åimdi onu, hayatÄ± kendisine baÄlÄ±ymÄ±Å gibi tutuyordu. Ondan korkma ile uzanÄ±p pÃ¼rÃ¼zsÃ¼z yanaÄÄ±nÄ± okÅama isteÄi arasÄ±nda kalmÄ±ÅtÄ±.

Soracak Ã§ok Åeyi vardÄ± ve adamÄ±n gÃ¶ÄsÃ¼nÃ¼n Ã¼zerinde mÄ±rÄ±ldanarak, âunuttuÄumu sÃ¶ylediÄin Åeyleri hatÄ±rlamak istiyorum. Ne bilmem gerekiyor?â diye sordu.

Kyou, henÃ¼z gerÃ§ek dÃ¼nyaya dÃ¶nmek istemeyerek altÄ±n rengi gÃ¶zlerini kapattÄ±â¦ ait olduÄu yerdeâ¦ kollarÄ±nda iyiydi. KÄ±zÄ± iÃ§ Ã§ekerek, isteksizce koltuÄa bÄ±raktÄ± ve yanÄ±na oturdu.

Kyou, ellerini aÅÄ±rÄ± uzun kakÃ¼llerinin arasÄ±ndan geÃ§irerek Ã¶fkeli iÃ§gÃ¼dÃ¼lerini bastÄ±rabilmek iÃ§in derin bir nefes aldÄ±. ArzularÄ±nÄ± sakinleÅtirerek Ã¶nÃ¼ndeki duvara odaklandÄ± ve ona bilmesini istediÄi Åeyleri anlatmaya baÅladÄ±. Bir Åeyi duymak onu hatÄ±rlamakla aynÄ± Åey deÄildi.

âYardÄ±m alacaksÄ±n. Buraya senin geldiÄin gibi bursla gelen bÃ¼tÃ¼n insanlarÄ± senin iÃ§in getirdim. Onlar seni hatÄ±rlamÄ±yor, sen de onlarÄ±, ama o zaman seninle beraber savaÅmÄ±ÅlardÄ±, ve zamanÄ± gelince tekrar seninle savaÅacaklar,â sesi geÃ§miÅin hatÄ±ralarÄ±ndan bir ize baÄlanmÄ±ÅtÄ±.

Kyokoânun gÃ¶zleri, ona neden bu kadar kolayca inandÄ±ÄÄ±nÄ± merak ederek bÃ¼yÃ¼dÃ¼, âSuki ve Shinbe mi?â diye sordu.

Kyou baÅÄ±yla onayladÄ±, âonlarla tanÄ±ÅtÄ±ÄÄ±nÄ± gÃ¶rÃ¼yorum. Evet, onlarla Ã§ok yakÄ±ndÄ±n, seni hiÃ§ kimsenin korumadÄ±ÄÄ± gibi koruyan Toyaâya da.â

âToya mÄ±?â Bir kaÅÄ±nÄ± kaldÄ±rdÄ±, âÅaka yapÄ±yor olmalÄ±sÄ±n.â ArdÄ±ndan zihninden ekledi, âbenden hoÅlanmÄ±yor bile.â

Kyou isteksizce iÃ§ Ã§ekti, âToya bu hayatta hiÃ§ deÄiÅmedi, ve hala geÃ§miÅteki kÃ¶tÃ¼, katÄ± kalpli genÃ§. Ama evet, seni Ã¶Ã§ alma duygusuyla korudu ve eÄer Ã¶yle bir ihtiyaÃ§ hasÄ±l olursa senin iÃ§in Ã¶lÃ¼r.â

Kyoko kaÅlarÄ±nÄ± Ã§attÄ±, âo hatÄ±rlamÄ±yor mu?â doÄruyu sÃ¶ylÃ¼yor gibiydi ve hafÄ±zasÄ±nÄ±n bir kÄ±smÄ±nÄ± kaybettiÄini bilmesi bunu mantÄ±klÄ± yapÄ±yordu. GÃ¶zleri, bu bilgileri geri almak iÃ§in onunkileri aradÄ±.

Kyou hafifÃ§e baÅÄ±nÄ± salladÄ±, âseninle geri gelmeyen tek kiÅi benim. Bu yÃ¼zden ne olduÄuna dair hatÄ±ralarÄ± geri verecek tek kiÅi de benim. Toya benim kardeÅim olduÄunu bile hatÄ±rlamÄ±yor.â

Kyoko, bu kafa karÄ±ÅÄ±klÄ±ÄÄ± karÅÄ±sÄ±nda iÃ§ini Ã§ekti, âkardeÅ mi? HatÄ±rlayan tek kiÅinin sen olmasÄ±nÄ± saÄlayacak ne oldu?â, bunu bilmesi gerekiyordu.

âBir savaÅta, dÃ¼nyamÄ±zdaki kÃ¶tÃ¼lÃ¼ÄÃ¼ yenip Koruyucu Kalp Kristaliâni kurtarmak iÃ§in, bÃ¼tÃ¼n hatÄ±ralarÄ±ndan vazgeÃ§tin. AynÄ± anda kristalden, herkesi tekrar gÃ¶rmeyi de diledin. OnlarÄ± kaybetmek istemiyordun. Sen bir anda ortadan kaybolduÄundaâ¦ herkes kaybolduâ¦ dÃ¼Åman da dahil. OnlarÄ± bilmeden, kendinle beraberâ¦ buraya getirdin.â

ÃzÃ¼lerek iÃ§ini Ã§ekti, âben etrafÄ±ma, kendimi bÃ¶yle dileklerden koruyan bir bÃ¼yÃ¼ yapmÄ±ÅtÄ±m.â AnÄ±larÄ± tekrar yaÅÄ±yormuÅ gibi gÃ¶zleri uzaklara daldÄ±.

âHerkesi seninle beraber gÃ¶tÃ¼rdÃ¼n ve bunu bilmiyordun bile. Beni geride bÄ±rakarak, hepsi senin zamanÄ±nda, burada yeniden doÄdu.â GÃ¶zleri kÄ±zÄ±nkilere odaklanÄ±p kenetlendi. âYani hayatta kaldÄ±m ve seni bekledim. ZamanÄ± geldiÄinde beni bÄ±rakan herkesi bir araya getirdim. Åimdi kendinle beraber kristali de getirdin ve kÃ¶tÃ¼lÃ¼k onu istiyorâ¦â sesi karardÄ±, ââ¦ kÃ¶tÃ¼lÃ¼k Åimdiden seni aramaya baÅladÄ± ve ben buna izin vermeyeceÄim.â

Kyoko, anlamaya Ã§alÄ±Åarak baÅÄ±nÄ± eÄdi, âyani, benimle aynÄ± Åekilde buraya gelmiÅ olan herkese gÃ¼venebilir miyim?â Adam onayladÄ± ve Kyoko devam etti, âonlar bununla ilgili herhangi bir Åey biliyorlar mÄ±?â

Kyou baÅÄ±nÄ± salladÄ±, âbir baÄ hissedecekler ve bu geliÅecek, ama bunun dÄ±ÅÄ±nda geleceÄi bilemem, yalnÄ±zca geÃ§miÅ. Seni o zaman koruduklarÄ± gibi koruyacaklar. Yapmak iÃ§in doÄduklarÄ± Åey buâ¦ varoluÅlarÄ±nÄ±n nedeni.â

SÃ¶zlerinin doÄruluÄu kendisine de uygun gelmeyerek gÃ¶zlerini hemen ondan uzaklaÅtÄ±rdÄ±. âHala biraz zamanÄ±mÄ±z var, ama Åimdilik rahibe gÃ¼Ã§lerini saklamayÄ± bÄ±rakmanÄ± ve Ã§evrende olup bitenlerden haberdar olmanÄ± istiyorum. GÃ¶zÃ¼m Ã¼zerinde olacak, Toyaâya da seni yakÄ±ndan izlemesini sÃ¶yledim.â

Kyoko, hakkÄ±nda bir Åeyler hatÄ±rlamaya Ã§alÄ±Åarak onu yakÄ±ndan izledi. Adam kendisini Ã§ok iyi tanÄ±yormuÅ gibi duruyordu. GÃ¶zlerine derin derin bakarak merakla fÄ±sÄ±ldadÄ±, âne kadar yakÄ±ndÄ±k?â

Kyou kasÄ±lÄ±p ondan uzaklaÅmadan Ã¶nce, altÄ±n sarÄ±sÄ± gÃ¶zbebeklerinden gizli bir sevgi dalgasÄ± geÃ§ti. SoÄuk dÄ±Å gÃ¶rÃ¼nÃ¼ÅÃ¼ yerine tekrar otururken kapÄ±ya ve ardÄ±ndan hÄ±zla tekrar ona bakarak homurdandÄ±. âKendi yÃ¶ntemleriyle hatÄ±rlayacaklarÄ± iÃ§in sana sÃ¶ylediklerimi onlara tekrarlama.â

KapÄ± sertÃ§e Ã§alÄ±ndÄ±ÄÄ±nda Kyoko sÄ±Ã§radÄ±, ardÄ±ndan izin verilmeden aÃ§Ä±ldÄ±. Toya, kÄ±zÄ±n gÃ¼venliÄi iÃ§in endiÅe etmeye baÅlamÄ±Å ve hiÃ§bir Åeyden deÄilse de Kyouânun gÃ¶sterebileceÄini bildiÄi soÄukluÄundan onu korumak iÃ§in araya girmeyi dÃ¼ÅÃ¼nmÃ¼ÅtÃ¼. Girer girmez bakÄ±ÅlarÄ± kÄ±za Ã§ekildi.

Hala bir Åeylerin doÄru olmadÄ±ÄÄ±nÄ± hissederek gÃ¶zbebekleri gÃ¼mÃ¼Å renginde parladÄ±, âevet, bakÄ±yorum konuÅmasÄ±nÄ± canlÄ± bitiriyor.â âEÄer Kyoko ile konuÅman bittiyse, Suki dÄ±ÅarÄ±da onu bekliyor.â Toya, gÃ¶zbebeklerinde parlamaya baÅlayan gÃ¼mÃ¼Å benekleri fark etmeden gÃ¶zlerini Kyouâya indirdi.

Kyou, her zamanki boÅ bakÄ±ÅÄ±yla Toyaâya dÃ¶ndÃ¼ ve baÅÄ±yla sessizce onayladÄ±.

Kyoko artÄ±k hislerini kullanabildiÄi iÃ§in sÄ±cak bir Åekilde Toyaâya baktÄ±, Ã¶yle deÄilmiÅ gibi davransa bile kendisi iÃ§in endiÅelendiÄini sÃ¶yleyebilirdi.

Kyouânun sÃ¶zleri tekrar aklÄ±na geldi, âsenin iÃ§in canÄ±nÄ± verirdi.â

Kyou, onun Toya karÅÄ±sÄ±nda gevÅemesini izledi ve bakÄ±ÅlarÄ±nÄ±n dertleÅmesine neden olan, belirsiz ama tanÄ±dÄ±k bir Ã¶zlem hissetti. Bu duyguyu iyi hatÄ±rlÄ±yordu ve gÃ¶zleri, gÃ¼mÃ¼Å koruyucuya dÃ¶nerek kÄ±sÄ±ldÄ±. KÄ±zÄ±n, kardeÅiyle her zaman, diÄerleriyle paylaÅmadÄ±ÄÄ± bir baÄÄ± mÄ± olmuÅtu?

Kyoko ayaÄa kalktÄ±, baÅÄ±yla Kyouâya hoÅÃ§a kal iÅareti yapÄ±p ToyaânÄ±n gÃ¶remeyeceÄi gizli bir gÃ¼lÃ¼mseme gÃ¶nderdi, ardÄ±ndan Toyaâya dÃ¶nÃ¼p ona en tatlÄ± gÃ¼lÃ¼msemelerinden birini bahÅetti. âHadi, Sukiâyi bekletmeyelim.â ToyaâyÄ± orada sÄ±cak bir hisle bÄ±rakarak kapÄ±dan Ã§Ä±kÄ±p gitti. Sadece gÃ¼lÃ¼ÅÃ¼nÃ¼n verebileceÄi bir histi.

Toya bu sÄ±cak histen kurtulmak iÃ§in baÅÄ±nÄ± salladÄ±, sonra kendisini dikkatle incelediÄini fark ederek Kyouâya sertÃ§e baktÄ±. Cevap alamayacaÄÄ±nÄ± bilerek sert bir sesle âne?â diye sordu. Zaman harcamaya deÄmeyeceÄine karar verip kapÄ±yÄ± arkasÄ±ndan Ã§arparak Ã§Ä±ktÄ± ve Kyokoâya yetiÅmek iÃ§in koÅtu.

Kyoko, aceleyle koridorda yÃ¼rÃ¼rken ToyaâyÄ± arkasÄ±ndan izledi. Kyouâdan uzaklaÅmak iÃ§in acele ediyor olmalÄ±ydÄ±. Koruyucu olduÄunu dÃ¼ÅÃ¼nerek, ona yetiÅmek iÃ§in, zahmet Ã§ekmeden hÄ±zlanarak kendi kendine gÃ¼ldÃ¼. Kendisinin kim olduÄu hakkÄ±nda bir fikri olup olmadÄ±ÄÄ±nÄ± merak ederek dÃ¼ÅÃ¼nceleri gÃ¶lgelendi. BildiÄini dÃ¼ÅÃ¼ndÃ¼, yoksa ona bÃ¶yle gÃ¼lÃ¼msemezdi.

Kyoko, ToyaânÄ±n kendisine merdivenlerin baÅÄ±nda yetiÅeceÄini biliyordu, Ã§Ã¼nkÃ¼ onu arkasÄ±nda hissediyordu. Evet gÃ¼Ã§lÃ¼ aurasÄ±nÄ± hissedebiliyordu, ama bu Kyouâda hissettiÄinden biraz daha farklÄ±ydÄ±. Sadece bir saniye iÃ§in gÃ¶zlerini kapattÄ±. Kyoko, aurasÄ±nÄ± ararken, ne kadar kaba davrandÄ±ÄÄ±nÄ±n bir Ã¶nemi olmadÄ±ÄÄ±na karar verdi, aslÄ±nda aurasÄ± Ã§ok sÄ±caktÄ± ve diÄer Åeylerin yanÄ±ndaâ¦ korunuyor hissetmesini saÄlÄ±yordu.

ToyaânÄ±n, Kyouâdan daha genÃ§ olmasÄ± gerektiÄini anlamÄ±ÅtÄ±, ama aynÄ± zamanda iÃ§indeki gizli gÃ¼cÃ¼ de hissedebiliyordu. Dokunulursa, bir kalp atÄ±ÅÄ± sÃ¼resinde ToyaânÄ±n abisini gÃ¶lgede bÄ±raktÄ±racak bir gÃ¼Ã§â¦ yine de ikisinin de bunun farkÄ±nda olduÄuna dair ÅÃ¼pheleri vardÄ±. Kyoko gÃ¼Ã§lerini kullanmanÄ±n tadÄ±na varÄ±yordu, artÄ±k onlarÄ± tekrar aÃ§Ä±Äa Ã§Ä±karmÄ±ÅtÄ±.

âEeâ¦â adama dÃ¶ndÃ¼, âSuki ve Shinbe nerede?â

Toya gÃ¶zlerini kÄ±sarak ona baktÄ±, sÃ¶ylediÄi yalanla zor durumda kalmÄ±ÅtÄ±. Suki ve Shinbeânin nerede olduÄunu da nereden bilecekti? YalnÄ±zca onu Kyouâdan uzaklaÅtÄ±rmak iÃ§in oraya gitmiÅti.

UyuÅuk bir biÃ§imde, sÃ¶zcÃ¼kleri uzatarak, âbilmiyorum,â dedi.

Kyoko kaÅlarÄ±nÄ± Ã§attÄ±, âama dedin kiâ¦â

Toya sÃ¶zÃ¼nÃ¼ kesti. âSeni kurtardÄ±ÄÄ±m iÃ§in bana teÅekkÃ¼r etmelisin,â diye adeta gÃ¶zÃ¼nÃ¼ korkutmak ister gibi yakÄ±nlaÅarak bilgi verdi.

Kyoko davranÄ±Å tarzÄ±ndan hoÅlanmayarak, âbeni neden kurtardÄ±n?â diye yÃ¼zÃ¼ne karÅÄ± gÃ¼rledi. TanrÄ±m, bazen gerÃ§ek bir pislik izlenimi bÄ±rakÄ±yordu.

Toya da yumruÄunu perÃ§inleyerek, ona yÃ¼ksek sesle âKyouâdanâ diye baÄÄ±rdÄ±. Bu gÃ¼zel aÄzÄ±yla gerÃ§ekten de onu kÄ±zdÄ±rabiliyordu. âGÃ¼zel aÄÄ±z mÄ±?â Bu da nereden Ã§Ä±kmÄ±ÅtÄ±? KafasÄ± karÄ±ÅÄ±k olarak korkmuÅ bir Åekilde bir adÄ±m geriledi.

Kyoko, bir an iÃ§in afallamÄ±Å bir halde ona baktÄ±. ArdÄ±ndan Ã¶nce sessizce daha sonra her geÃ§en saniye sesi yÃ¼kselerek ona gÃ¼lmeye baÅladÄ±. KÄ±kÄ±rtÄ±larÄ±n arasÄ±nda nefes almaya Ã§alÄ±Åarak âkurtardÄ±n mÄ±?â diye sordu. GÃ¼lmesini yavaÅlatarak ve nihayetinde gÃ¶zleri hala yaramazca parlasa da yÃ¼zÃ¼ne geniÅ bir gÃ¼lÃ¼mseme yerleÅtirerek, ânedenâ¦â diyerek sustu.

YÃ¼zÃ¼ndeki ciddiyeti korumaya Ã§alÄ±Åarak, âbu Ã§ok tatlÄ±ydÄ±. ÃnemsediÄini bilmiyordum,â diye burnunu buruÅturdu.

Toya, kendisiyle ilgili bir Åaka yapÄ±ldÄ±ÄÄ± hissine kapÄ±larak sertÃ§e baktÄ±, âpeki, en sonunda kalmaya karar verdin mi ârahibeâ?â son kelimeyi aÄzÄ±nda kÃ¶tÃ¼ bir tat bÄ±rakmÄ±Å gibi tÃ¼kÃ¼rdÃ¼.

Kyokoânun gÃ¼lÃ¼ÅÃ¼ soldu ve yÃ¼zÃ¼nÃ¼ onunkine yaklaÅtÄ±rÄ±p doÄrudan altÄ±n rengi gÃ¶zlerine baktÄ±. âEvet, âkoruyucuââ bir kaÅÄ±nÄ± ona doÄru kaldÄ±rdÄ±, sonra dÃ¶nÃ¼p gÃ¼lerek koÅarak merdivenlerden indi.

âEVET!â Kyoko sessizce baÄÄ±rdÄ± ve zihninden tahtaya kendisi iÃ§in bir puan yazdÄ±. âKyoko birâ¦ Toya sÄ±fÄ±r.â

Toya, kÃ¼Ã§Ã¼k sÃ¼rtÃ¼ÄÃ¼n onu kandÄ±rdÄ±ÄÄ±nÄ± anlamadan bir saniye Ã¶nce gÃ¶zleri bÃ¼yÃ¼dÃ¼. âLanet olsun!â diye tÄ±sladÄ± ve kÄ±zÄ±n ardÄ±ndan gitti.

Kyoko, rahibe gÃ¼Ã§lerinin aÅÄ±rÄ± kullanÄ±lmaya baÅlandÄ±ÄÄ±nÄ± hissettiÄinde neredeyse merdivenlerin sonundaydÄ±. ToyaânÄ±n dÄ±ÅÄ±nda baÅka bir koruyucuyu hissederek etrafÄ±na baktÄ±. Bu hissi saÄlayabilecek kadar yakÄ±ndaki tek kiÅi, merdivenlerin dibinde dikilip ilgiyle kendisini izleyen bir Ã¶Ärenciydi.

YakÄ±ndan bakÄ±nca, daÄÄ±nÄ±k saÃ§larÄ±na dÃ¼Åen morumsu gÃ¶lgeler ve gÃ¶rdÃ¼ÄÃ¼ en gÃ¼zel gÃ¶zler karÅÄ±sÄ±nda ÅaÅÄ±rmÄ±ÅtÄ±. Bu gÃ¶zlere bakarken yemin edebilirdiâ¦ gÃ¶zbebeklerinin iÃ§inde parÄ±ldayan her rengi gÃ¶rebiliyordu.

Toya Åimdi Kyokoânun arkasÄ±nda dikiliyordu. Aniden durduÄunu gÃ¶rÃ¼p, Kamuiâye baktÄ±ÄÄ±nÄ± fark etmiÅti. Toya kendi kendine, âdemek artÄ±k Ã¶lÃ¼msÃ¼zleri hissedebiliyor,â diye dÃ¼ÅÃ¼ndÃ¼. AÅaÄÄ± indiÄinde kolundan tutup, âhadi, seni tanÄ±ÅtÄ±rayÄ±m.â dedi.

Toya, Kamui ile tanÄ±ÅtÄ±ÄÄ± anda, ona karÅÄ± bir yakÄ±nlÄ±k hissetmiÅti. HakkÄ±nda gerÃ§ekten bildiÄi tek Åey, ailesinin olmadÄ±ÄÄ± ve Kyou ona bir yer verene kadar bakÄ±m evinde kaldÄ±ÄÄ±ydÄ±.

Kyoko, kendisini ToyaânÄ±n kendisini yabancÄ±ya doÄru Ã§ekiÅtirmesine izin verdi. Onun da Ã¶lÃ¼msÃ¼z olduÄunu sÃ¶yleyebilirdi ama aynÄ± zamanda harika bir nezaket de hissediyordu. GÃ¼Ã§lerinin, aurasÄ±nÄ± keÅfetmesine izin verip orada sÄ±caklÄ±k veâ¦ yalnÄ±zca bir Ã§ocuÄa ait olan bir masumiyet buldu.

Kamuiânin parÄ±ldayan gÃ¶zleri bÃ¼yÃ¼lenmiÅ bir Åekilde onu izliyordu, âhey Toya, buradaki kim?â Uzun sÃ¼redir onun iÃ§in bekliyormuÅ gibi hissediyorduâ¦ kim olduÄu hakkÄ±nda hiÃ§bir fikri olmasa da. Onu Ã§ok korkunÃ§ bir biÃ§imde Ã¶zlemiÅ gibiydi. Aniden, tekrar nefes alÄ±yormuÅ gibi hissediyordu ve hatta bu gerÃ§eÄi kanÄ±tlamak iÃ§in iÃ§ini Ã§ekmiÅti, ama bunu yaptÄ±ÄÄ±nda kÄ±zÄ±n kokusunu duydu ve bu da Ã§ok tanÄ±dÄ±k geliyordu.

Toyaâya bakarak sordu, âne yaptÄ±n sen?... kendine bir kÄ±z mÄ± kapattÄ±n?â GÃ¶zleri neÅeyle aydÄ±nlanmÄ±Å gibi parlayarak sÄ±rÄ±ttÄ±.

âLanet olsun hayÄ±r,â diye gÃ¼rledi Toya, âhiÃ§ de benim tipim deÄil.â

âBunu nasÄ±l bilebilirsin ki? HiÃ§bir zaman bir kÄ±z arkadaÅÄ±n olmadÄ±â diyerek kendi ÅakasÄ±na yÃ¼ksek sesle gÃ¼ldÃ¼.

Kyoko kÄ±kÄ±rdamamak iÃ§in kendini zor tuttu, ama Kamuiânin gÃ¶zlerindeki neÅeye ToyaânÄ±n yÃ¼zÃ¼ndeki karanlÄ±k ifadenin eÅlik ettiÄini gÃ¶rmek bunu imkansÄ±z kÄ±lÄ±yordu.

Toya kÄ±za dÃ¶nerek, ona dokunmakta olduÄunu yeni hatÄ±rlamÄ±Å gibi kolunu bÄ±rakarak, âbu Kyoko,â dedi. âKyoko, bu Kamui. O da burada burslu bulunuyor ve seninle aynÄ± derslere girecek.â

Kamui ciddi bir yÃ¼zle, Kyokoânun ilk anda zar zor zaptedebildiÄi gÃ¼lÃ¼ÅÃ¼ koruma kabiliyetini kaybetmesine sebep olarak âevet, buradaki otlakÃ§Ä±lardan birisi de benimâ dedi.

Kamuiâye dÃ¶ndÃ¼ ve elini uzattÄ±. EÄer burada bursla bulunuyorsa geÃ§miÅte de arkadaÅ olduklarÄ±nÄ± bildiÄi sÄ±rrÄ±nÄ± iÃ§inde tutarak, Ã§ok dostÃ§a bir gÃ¼lÃ¼msemeyle, âselam Kamui, tanÄ±ÅtÄ±ÄÄ±mÄ±za memnun oldum. Ne kadar sÃ¼redir Ã¼niversitedesin?â dedi.

Kamui bu dost canlÄ±sÄ± kÄ±zÄ± Åimdiden sevmiÅti. âYaklaÅÄ±k iki yÄ±ldÄ±r. Ee, asabi ne yapÄ±yor? Sana etrafÄ± mÄ± gÃ¶steriyor?â sÄ±rÄ±tarak Toyaâya, ardÄ±ndan tekrar gÃ¼lÃ¼msemesini yumuÅatarak kÄ±za baktÄ±. KiÅiliÄinin yaramaz kÄ±smÄ± Ã¶ne Ã§Ä±kmÄ±Å ve Kyokoânun elini kendi elinin iÃ§ine almÄ±ÅtÄ±. HafifÃ§e Ã¶ne eÄilerek, yumuÅak elini dudaklarÄ±na gÃ¶tÃ¼rdÃ¼ ve boÄumlarÄ±na nazik bir Ã¶pÃ¼cÃ¼k kondurdu.

Kamui, ToyaânÄ±n kendisine Ã¶fkeyle bakmasÄ±na neredeyse gÃ¼lÃ¼yordu. YalnÄ±zca bir aptal, bu harika kÄ±za karÅÄ± hissettiÄi apaÃ§Ä±k Ã§ekimi fark edemezdi.

Kyoko hafifÃ§e kÄ±zardÄ± ve âasabiâ ifadesine kÄ±kÄ±rdadÄ±. ToyaânÄ±n Kamuiâye sertÃ§e baktÄ±ÄÄ±nÄ± gÃ¶rerek gÃ¼ldÃ¼. âAslÄ±nda Åu anda Suki ile Shinbeâyi bulmaya Ã§alÄ±ÅÄ±yoruz. Ä°kisinden birini gÃ¶rdÃ¼n mÃ¼...â

Kyoko sÃ¶zÃ¼nÃ¼ bitirmemiÅti ki birisi onu kolundan tutup Kamui ve ToyaânÄ±n arasÄ±ndan Ã§ekti. Kyoko hÄ±zlÄ± bir bakÄ±Åla, kendini Sukiânin endiÅeli yÃ¼zÃ¼nÃ¼ izlerken buldu.

âHer Åey yolunda gitti mi, Kyoko? KalÄ±yorsun, deÄil mi?â Suki neredeyse yalvarÄ±r gibi konuÅuyordu.

Kyoko bir anda Kyouânun kalmasÄ± iÃ§in fÄ±sÄ±ldayan yumuÅak sesini duyarak baÅÄ±yla onayladÄ±. âHiÃ§bir yere gitmiyorum.â VerdiÄi cevap karÅÄ±sÄ±nda neredeyse onun kadar tatmin olmuÅ gÃ¶rÃ¼nen Shinbeâye, Sukiânin omzunun Ã¼zerinden baÅÄ±yla selam verdi.

Toya, Kyokoânun sÃ¶yledikleri karÅÄ±sÄ±nda bir kaÅÄ±nÄ± kaldÄ±rdÄ±. Kyouânun ona, kalmak iÃ§in bu kadar kararlÄ± olmasÄ±nÄ± saÄlayacak ne sÃ¶ylediÄini merak etti. Åimdi Ã§ok farklÄ± davranÄ±yordu, neredeyse mutlu gibi gÃ¶rÃ¼nÃ¼yordu. Kyou insanlarla yalnÄ±z baÅÄ±na konuÅtuÄunda geneldeâ¦uzaklaÅÄ±p saatlerce gergin olurlardÄ±. Adam, her seferinde biraz kendisinin bile tÃ¼ylerini Ã¼rpertiyordu.

Kyoko, Sukiânin kolunu tuttu ve merdivenlere yÃ¶neldi, âeÄer dans etmeye gidiyorsak, bana bu gece giyecek bir Åey bulmamda yardÄ±m etmelisin.â Ä°ki kÄ±z birbirlerine sokulup konuÅarak yÃ¼rÃ¼dÃ¼ler. Birbirlerini ezelden beri tanÄ±rmÄ±Å gibi davranÄ±yorlardÄ±.

Shinbe, Kamui ve Toya, iki kÄ±zÄ±n merdivenlerden Ã§Ä±kÄ±p gÃ¶zden kaybolmalarÄ±nÄ± izledi. Shinbe endiÅeli bir sesle Toyaâya, âburada gerÃ§ekten neler olup bittiÄini biliyor mu?â diye sordu.

Toya, Suki ile konuÅan Kyokoânun dudaklarÄ±nÄ± izledi, âevet, sanÄ±rÄ±m biliyor.â Daha sonra onlara dÃ¶nerek konuyu deÄiÅtirdi, âKamui, bu gece bizimle geliyor musun?â

Shinbeânin jetonu geÃ§ dÃ¼ÅtÃ¼. âToya? GerÃ§ekten dansa mÄ± geliyorsun?â sesi Åok olmuÅ gibiydi. Kendi kendine, âbu Toyaâya benzemiyorâ diye dÃ¼ÅÃ¼ndÃ¼.

âHey, bir Åahin gibi onu izlemem sÃ¶ylendi, yani sanÄ±rÄ±m artÄ±k bir seÃ§eneÄim yok, var mÄ±?â ToyaânÄ±n canÄ± sÄ±kkÄ±n gÃ¶rÃ¼nÃ¼yordu, bu yÃ¼zden bunu isteÄi dÄ±ÅÄ±nda yaptÄ±ÄÄ±nÄ± dÃ¼ÅÃ¼neceklerdi. Ama aslÄ±nda, onu ansÄ±zÄ±n gÃ¶zden kaÃ§Ä±rmak istemiyordu.

NabzÄ± teninin ardÄ±nda, Ã¶yle yapmasÄ± istenmiÅ olsun ya da olmasÄ±n, onu ne pahasÄ±na olursa olsun korumasÄ±nÄ± sÃ¶ylemek ister gibi kÃ¼t kÃ¼t atÄ±yordu. Åu an, Kyokoânun kalabalÄ±k bir dans pistinde, gÃ¼mbÃ¼r gÃ¼mbÃ¼r Ã§alan bir mÃ¼zikle, akÄ±l Ã§elici bir Åekilde etrafta dÃ¶nÃ¼p durduÄunu zihninde canlandÄ±rmasÄ± hiÃ§ de yardÄ±mcÄ± olmuyordu. Bu, korucuyu iÃ§gÃ¼dÃ¼lerinin aniden gÃ¼nyÃ¼zÃ¼ne Ã§Ä±kmasÄ±na sebep oldu ve bir anda gitmemesini tercih etti.

ToyaânÄ±n gÄ±rtlaÄÄ±ndan yumuÅak bir hÄ±rÄ±ltÄ± Ã§Ä±ktÄ± ve kÄ±zÄ±n Ã¼zerinde Ã§ok fazla gÃ¶zÃ¼nâ¦ uygunsuz bakÄ±ÅlarÄ±n gezindiÄi dÃ¼ÅÃ¼ncesinden kendisini kurtarmaya Ã§alÄ±ÅtÄ±.

Kamui, âkulaÄa eÄlenceli geliyor, geliyorumâ diye baÄÄ±rdÄ±. âHaftasonlarÄ±, aklÄ±mÄ±zÄ± bu yerden uzaklaÅtÄ±racak bir Åeyler yapmak zorundayÄ±z.â Bundan sonra Kyokoânun da etrafta olacaÄÄ± dÃ¼ÅÃ¼ncesiyle neredeyse sersemlemiÅ gibiydi. âDahasÄ±, Toya iÃ§in bir kÄ±z arkadaÅ bulmalÄ±yÄ±zâ diye masumca baÄÄ±rdÄ±.

Toya, Kamuiânin baÅÄ±nÄ±n tepesine vurarak, âbir kÄ±z arkadaÅa ihtiyacÄ±m olduÄunu da kim sÃ¶yledi seni kÃ¼Ã§Ã¼k ahmakâ diye gÃ¼rledi. âPoponu Ä±sÄ±rsaydÄ± bir kÄ±z arkadaÅÄ±n ne olduÄunu anlardÄ±n.â

Shinbe sÄ±rÄ±ttÄ±, âsanÄ±rÄ±m burada bir kÄ±z arkadaÅÄ±n ne olduÄunu bilen tek kiÅi benim, ama eÄer tecrÃ¼be isterseniz size iki bakire gÃ¶sterebilirim,â Ä°kisi de Ã¶ldÃ¼rÃ¼cÃ¼ bakÄ±Ålarla ona dÃ¶nÃ¼nce hÄ±zlÄ±ca bir adÄ±m geriledi.

Shinbe Ã§abucak konuyu deÄiÅtirerek baÅÄ±nÄ± eÄip Toyaâya biraz daha yaklaÅtÄ±. âKyou senden Kyokoâyu izlemeni mi istedi?â bakÄ±ÅlarÄ± kÄ±zÄ±n gittiÄi yÃ¶ne kaydÄ±. âBiliyorsunâ¦ son zamanlarda buradaki dengede, bir Åeyler olmaya hazÄ±rlanÄ±yormuÅ gibi bir kayma hissediyorum. KÃ¶tÃ¼lÃ¼k yaklaÅÄ±yor. Bununla baÅa Ã§Ä±kacak bir Åeye sahip olup olmadÄ±ÄÄ±nÄ± merak ediyorum.â Shinbeânin iÃ§gÃ¼dÃ¼leri neredeyse her zaman doÄru Ã§Ä±kardÄ± ve bu onu endiÅelendiriyordu.

Bunu Toya da hissetmiÅti ve cevap istiyordu. âEvet, hiÃ§bir zaman Åimdiki gibi deÄildi. Neden sadece yukarÄ± Ã§Ä±kÄ±p soÄuk adama gerÃ§eÄi sormuyorum?â Kyouânun bir Åey sakladÄ±ÄÄ±nÄ± biliyordu ve ne olduÄunu Ã¶Ärenecekti.

Shinbe onu durduramadan merdivenleri Ã§Ä±kmaya baÅlamÄ±ÅtÄ±. Shinbe korkuyla sindi, âikisinin aynÄ± odada olmasÄ±ndan nefret ediyorum. Buna Åahit oldum ve hiÃ§ hoÅ deÄil. KardeÅ veya buna benzer bir ÅeymiÅler gibi davranÄ±yorlar.â Ametist gÃ¶zleri, ToyaânÄ±n basamaklarÄ± ikiÅer ikiÅer Ã§Ä±kÄ±ÅÄ±nÄ± izleyerek merdivenlere sÃ¼rÃ¼klendi.

Kamui, Kyouânun bazen kendisinin de Ã¶dÃ¼nÃ¼ kopardÄ±ÄÄ±nÄ± bildiÄinden onayladÄ±. âBenimle olduÄundan daha iyi. AkÅama gÃ¶rÃ¼ÅÃ¼rÃ¼z.â Hala merdivenleri izleyen Shinbeâyi orada yalnÄ±z bÄ±rakarak gitti.

Shinbe, koruyucu gÃ¼Ã§lerini yansÄ±tan aynasÄ±nÄ±n bulunduÄu aklÄ±nÄ±n derinliklerinde az Ã¶nce yanlarÄ±ndan ayrÄ±lan rahibeiÃ§in de benzer bir duygu hissederek ÅaÅÄ±rdÄ±. GÃ¶zlerini kapatarak, ruhunun derinliklerinde gerÃ§eÄi aradÄ±.

Ametist gÃ¶zlerini tekrar aÃ§tÄ±ÄÄ±nda yalnÄ±zca kendisinin bildiÄi sÄ±rlarla parlÄ±yorlardÄ±.










*****



Kyou, Kyoko ile nasÄ±l baÅa Ã§Ä±kacaÄÄ±na dair dÃ¼ÅÃ¼ncelerde kaybolmuÅtu, artÄ±k onu olmasÄ±nÄ± istediÄi yere getirmiÅti. KapÄ±ya vurulduÄunu duyduÄunda dÃ¼ÅÃ¼nceleri beklenmedik bir Åekilde bÃ¶lÃ¼ndÃ¼. GÃ¶zlerini birkaÃ§ kez kÄ±rpÄ±p, bunun yalnÄ±zca Toya olabileceÄini bilerek altÄ±n rengi gÃ¶zlerini devirme isteÄini bastÄ±rdÄ±. Onay almadan aÃ§Ä±lan kapÄ±ya bir bakÄ±Å attÄ±.

Toya, hedefini arayarak apansÄ±z iÃ§eri girdi ve Kyouâyu koltukta yatarken buldu. âKyoko ile ilgili ne haltlar dÃ¶nÃ¼yor?â DoÄrudan konuya girmiÅti.

Kyouânun gÃ¶zleri ToyaâyÄ± hedef aldÄ±, ama yÃ¼z ifadesi soruyla ilgilenmiÅ gibi durmuyordu.

Toya, Kyouânun ruh hallerini iyi biliyordu ve farkÄ±ndaydÄ± ki damarÄ±na basmÄ±Å olsaydÄ± yÃ¼zÃ¼ne bile bakmazdÄ±. Ona gÃ¶re Kyouâyu okumak bir bilimdi. EÄer bunu yapan Kyou ise, gÃ¶z kÄ±rpmanÄ±n bile bir anlamÄ± vardÄ±. Toya, oturmak iÃ§in karÅÄ±sÄ±ndan dolgun bir sandalye almaya gitti.

âYapma, aptal deÄilim. Onu korumamÄ± istiyorsan, nedenini bana sÃ¶ylemelisin. Hepsinden Ã¶te, kalan herkes kendi halindeyken onun farkÄ± ne?â Bu dÃ¼ÅÃ¼nce kendisini tiksindirmiÅ gibi tÃ¼kÃ¼rdÃ¼. âO yalnÄ±zca zayÄ±f bir insan kÄ±z.â

Toya, ansÄ±zÄ±n boÄazÄ±nda bulduÄu penÃ§eyi kavradÄ± ve Kyouânun Ã§ok Ã¶fkeli olan yÃ¼zÃ¼ne baktÄ±.

Kyouânun sesi Ã¶fkeyle titriyordu, âne sÃ¶ylÃ¼yorsam onu yapacaksÄ±n.â

ToyaânÄ±n gÃ¶zleri kÄ±sÄ±ldÄ±. ArtÄ±k bir Åeylerin dÃ¶ndÃ¼ÄÃ¼nÃ¼ biliyordu. âÄ°yiâ diye tÄ±sladÄ± ve serbest bÄ±rakÄ±larak Ã¶dÃ¼llendirildi. KarÅÄ±sÄ±ndaki eski yerine geÃ§erken Kyouânun Ã¶fkesinin bir anda yok oluÅunu izledi, arkasÄ±nda saklandÄ±ÄÄ± soÄuk maskesi yerine oturuyordu. Toya baÅÄ±nÄ± salladÄ±. âOnun neden âsenin iÃ§inâ bu kadar Ã¶nemli olduÄunu bana sÃ¶ylemelisin.â âSenin iÃ§inâ derken bunu vurgulamÄ±ÅtÄ±.

Kyou, nasÄ±lsa kabul etti. ToyaâyÄ± doÄduÄu gÃ¼nden beri o yetiÅtiriyordu. Toya bu dÃ¼nyada nefes aldÄ±ÄÄ± anda onun yakÄ±nlarda olduÄunu biliyordu ve onu, kendisini anlayamayacak olan ailesinden Ã§aldÄ±. Kyou, bir sÃ¼re iÃ§in onlarÄ± uzaktan izlemeyi seÃ§se de, diÄer kardeÅleriyle de aynÄ± Åeyi yaÅamÄ±ÅtÄ±.

Bir Åekilde ToyaânÄ±n kiÅiliÄini daha farklÄ± hale getirmeyi ummuÅtu ama Kyou onu deÄiÅtirmek iÃ§in ne yaparsa yapsÄ±n, belli ki kiÅiliÄi bu hayatÄ±nda da onu takip etmiÅti. SonuÃ§ olarak, nasÄ±l bir hayat sÃ¼rerse sÃ¼rsÃ¼n, Toya hala Toya idi. Kyoko ile karÅÄ±laÅmasÄ±nÄ±n anÄ±larÄ±nÄ± canlandÄ±racaÄÄ±nÄ± dÃ¼ÅÃ¼nmÃ¼ÅtÃ¼, ama kardeÅi Åu ana kadar ona olan ilgisi dÄ±ÅÄ±nda Ã¶yle bir belirti gÃ¶stermemiÅti. Kyouânun gÃ¶zleri bu dÃ¼ÅÃ¼nceyle kÄ±sÄ±ldÄ±.

âOna karÅÄ± bir Åey hissetmiyor musun?â diye ToyaâyÄ± Ã¼rkÃ¼ten bir tonla sordu.

Toya, onun iÃ§in gerÃ§ekten bir Åeyler hissettiÄini bilerek ama bunu kabul etmeyi dÃ¼ÅÃ¼nmeyerek, âhissetmeli miyim?â diye karÅÄ±lÄ±k verdi. KollarÄ±nÄ± Ã¶nÃ¼nde kavuÅturarak, altÄ±n rengi gÃ¶zlerinde dans eden gÃ¼mÃ¼ÅÃ¼n farkÄ±nda olmaksÄ±nÄ±z her zamanki gibi rahatsÄ±z olmuÅ gÃ¶rÃ¼ndÃ¼.

âEvetâ diye soÄuk bir cevap geldi.

Toya Ã§ileden Ã§Ä±karak Ã¶fkeyle kollarÄ±nÄ± indirdi. âLanet olsun! Onu bizim iÃ§in bu kadar Ã¶zel yapan ne?â

Kyouânun bakÄ±ÅÄ± onunkine meydan okudu, âo bekleyip durduÄumuz kiÅi.â

ToyaânÄ±n gÃ¶zleri aÃ§Ä±ldÄ±. Kyou, hatÄ±rlayabildiÄi kadar eski bir geÃ§miÅte ona, Koruyucu Kalp Kristaliâni taÅÄ±yan kiÅi iÃ§in hazÄ±rlanmalarÄ± gerektiÄini sÃ¶ylemiÅti. Elbette, bundan bahsediyor olamazdÄ±â¦ Ã¶yle gÃ¼Ã§lÃ¼ bir kristal neden bÃ¶yle zayÄ±f bir kÄ±zÄ±n iÃ§inde olacaktÄ± ki? Bekleyip durduÄu savaÅÃ§Ä± bir tÃ¼râ¦ basit bir kÄ±z deÄildi.

KaÅlarÄ± sorgulayÄ±cÄ± biÃ§imde havaya kalktÄ±. âHerkesi buraya toplamanÄ±n nedeni bu mu?â

Kyou, Toyaâya geÃ§miÅini anlatmaktan her zaman kaÃ§Ä±nmÄ±ÅtÄ±, ama onu geleceÄi konusunda uyarmÄ±ÅtÄ±. âOnu ne pahasÄ±na olursa olsun korumalÄ±sÄ±n.â

ToyaânÄ±n beyni bir dÃ¼ÅÃ¼nce sarmalÄ±na daldÄ±ÄÄ±nda oda sessizleÅti. Son zamanlarda bÃ¶lgedeki Åeytani titreÅimlerde, daha fazlasÄ± doÄuyor ve kÃ¶tÃ¼lÃ¼ÄÃ¼n tarafÄ± gÃ¼Ã§leniyormuÅ gibi bir artÄ±Å hissetmiÅti.

âYani bu, o. BaÅka ne bilmem gerekiyor?â KardeÅinin, Kyoko ile bu kadar ilgilenmesinin nedeninin bu olduÄunu Ã¶Ärenerek bir rahatlama hissetti, ama Åimdi kÄ±skanÃ§lÄ±Äa iÅaret eden bu duygularÄ±n derinine inmeyecekti.

Kyou gerÃ§eÄi Ã§ok uzun zamandÄ±r saklÄ±yordu, hatÄ±ralarÄ± paylaÅmaya hazÄ±r olup olmadÄ±ÄÄ±na emin deÄildi. ToyaânÄ±n geÃ§miÅte Kyokoâya olan yakÄ±nlÄ±ÄÄ± sorunlarÄ± Ã§Ã¶zmeye yardÄ±m etmiyordu. Belki de en iyisi bazÄ± Åeylerin unutulmasÄ±ydÄ±. Ä°kisi zaman zaman birbrilerinden ayrÄ±lamaz hale gelmiÅtiler. âOnu korumak iÃ§in yeniden doÄdun ve ben bin yÄ±ldan uzun bir sÃ¼redir onu bekleyerek yaÅadÄ±m. Åimdilikâ¦ bilmen gerekenin hepsi bu.â

Toya sessizce homurdandÄ±, ardÄ±ndan hafif alaycÄ± bir Åekilde kÄ±kÄ±rdadÄ±. âBilmem gereken tek Åey bu ha?â FarkÄ±nda olmasa da, iÃ§indeki gizli bir Ã¶fkeyi aÃ§Ä±Äa Ã§Ä±karmak iÃ§in duyduÄu karÅÄ± konulmaz ihtiyaÃ§la parmaklarÄ±nÄ± uzun saÃ§larÄ±ndan geÃ§irdi. âBu yÃ¼zden mi gÃ¶zlerinde ateÅle ona bakÄ±yorsun? YakÄ±n olduÄumuzu sÃ¶ylÃ¼yorsunâ¦ aslÄ±nda Ã§ok uzun zaman Ã¶nce, sana o gÃ¶zle bakmayacak bir kÄ±zla gÃ¼ya olmuÅ bir Åeyi mi kÄ±skanÄ±yorsun?â Toya ters ters baktÄ±â¦ gÃ¶zleri Åimdi erimiÅ gÃ¼mÃ¼Å gibiydi.

Kyou, ToyaânÄ±n yaptÄ±ÄÄ± tahmine karÅÄ±lÄ±k neredeyse sinirle sÃ¶ylendi. ÃocuÄun algÄ±larÄ±nÄ±n esrarengiz bir hal aldÄ±ÄÄ± zamanlar oluyordu.

âSabrÄ±mÄ±n sÄ±nÄ±rlarÄ±nÄ± geÃ§me Toya. Rahibe ile ilgili olduÄunda bÃ¼yÃ¼klÃ¼k suÃ§lamalarÄ±n veya kuruntularÄ±nÄ± hoÅ gÃ¶rmeyeceÄim. Onu korumakla gÃ¶revlendirildinâ¦ bunun hoÅuna gidip gitmemesi umrumda deÄil. Ãfkeni kontrol altÄ±nda tutacak ve onunla ilgili konularda ileri gitmekten kaÃ§Ä±nacaksÄ±n. AnlaÅÄ±ldÄ± mÄ±?â kÃ¼Ã§Ã¼k kardeÅine odaklanmÄ±Å olan gÃ¶zleri Åimdi Ã¶lÃ¼mcÃ¼l bir hal almÄ±ÅtÄ±.

Kyouânun sÃ¶zlerinde buz sarkÄ±tlarÄ± asÄ±lÄ± durabilirdi ve Toya, en azÄ±ndan Åimdilik, konuÅmanÄ±n bittiÄini sÃ¶yleyebilirdi. AyaÄa kalktÄ±, arkasÄ±na bakmadan ve tek bir sÃ¶z etmeden odayÄ± terk etti. KardeÅinin odasÄ±ndan Ã§Ä±kar Ã§Ä±kmaz Kyokoânun kapÄ±sÄ±nÄ± karÅÄ±sÄ±nda bularak durdu. ÃnÃ¼ndeki odalarÄ±n sÄ±nÄ±rlarÄ± Ã¶nÃ¼nde onu hissedebiliyordu.

Onunla olmak isteyerek, kapÄ±yÄ± Ã§almak iÃ§in elini kaldÄ±rdÄ± ama Åu anda bir nedeni olmadÄ±ÄÄ±nÄ± biliyordu. Elini cebinin derinliklerine sokarak dÃ¶nÃ¼p koridorun aÅaÄÄ±sÄ±na doÄru devam etti.

Koridorda olan herhangi biri, ToyaânÄ±n arkasÄ±nda beliren gÃ¼mÃ¼Å kanatlarÄ±n parÄ±ldayan dÄ±Å Ã§izgilerinin, Åimdi gÃ¶zleri gÃ¼mÃ¼Åe dÃ¶nmÃ¼Å olan koruyucu tarafÄ±ndan fark edilmeden kaybolduÄunu gÃ¶rÃ¼rdÃ¼.



BÃ¶lÃ¼m 5 "HÄ±rÄ±ltÄ±lÄ± UyarÄ±â

Kyoko makyaj masasÄ±ndan bir lastik aldÄ± ve ele avuca sÄ±Ämayan kumral saÃ§larÄ±nÄ±, arkasÄ±nÄ± kÄ±sa kabarÄ±k bir katman Åeklinde ve sÄ±rtÄ±ndan dÃ¶kÃ¼lmesi iÃ§in uzun bir katmanÄ± da serbest bÄ±rakarak tekrar at kuyruÄu yaptÄ±. Biraz allÄ±k sÃ¼rmek iÃ§in eÄildi ardÄ±ndan ayaÄa kalkÄ±p boy aynasÄ±na doÄru yÃ¼rÃ¼dÃ¼ ve kendini inceleyerek dÃ¶ndÃ¼. Suki, ona kendi kÄ±yafetlerinden birini giymesini sÃ¶ylemiÅti ve Kyoko kendisini farklÄ± hissediyordu.

Siyah mini etek, etrafÄ±nda dÃ¶ndÃ¼ÄÃ¼nde, yaptÄ±ÄÄ± bÃ¼tÃ¼n o egzersizler sayesinde biÃ§imli olan bacaklarÄ±nÄ± ortaya Ã§Ä±kararak havalandÄ±. Dar, pembe gÃ¶mleÄinin sÄ±rtÄ± boyunca siyah baÄcÄ±klar iniyordu ve neredeyse gÃ¶ÄÃ¼slerine kadar inen V yakalÄ± Ã¶n kÄ±smÄ±nda da siyah bir baÄcÄ±k vardÄ±. Kyoko, ortaya Ã§Ä±kan dekolteye karÅÄ± baÅÄ±nÄ± silkti.

Bu, Shinbeânin kendisinin peÅinde koÅtuÄu gibi Sukiânin de onun peÅinden koÅup koÅmadÄ±ÄÄ±nÄ± dÃ¼ÅÃ¼nmesine neden oldu. KÃ¼pelerini alarak, neden daÄÄ±nÄ±k bir Ã§ocuk gibi gÃ¶rÃ¼nmeyi kabul ettiÄini dÃ¼ÅÃ¼ndÃ¼. Birisi Ã§ekingen bir Åekilde kapÄ±sÄ±nÄ± Ã§aldÄ±ÄÄ±nda dÃ¼ÅÃ¼ncelerinden sÄ±Ã§rayarak irkildi.

Hala kÃ¼pelerini takarken kapÄ±yÄ± aÃ§Ä±p Sukiânin kendisinden daha daÄÄ±nÄ±k giyindiÄini gÃ¶rÃ¼nce daha iyi hissederek gÃ¶zlerinin iÃ§i parladÄ±. ArkadaÅÄ±nÄ± baÅtan aÅaÄÄ± sÃ¼zerek âah Suki, bu gece onlarÄ± Ã¶ldÃ¼receksinâ dedi.

Suki dar bir deri pantolon ve uzun dÃ¶kÃ¼mlÃ¼ kollarÄ±yla vÃ¼cudunu gÃ¶steren Åeffaf mavi bir bluz giyiyordu. Kyoko, Shinbeânin bu gece kaÃ§ defa tokat yiyeceÄini dÃ¼ÅÃ¼nerek baÅÄ±nÄ± salladÄ±.

Bir kaÅÄ±nÄ± arkadaÅÄ±na doÄru kaldÄ±rarak, âsadece Shinbeânin harekete geÃ§mesini istiyorsun, deÄil mi?â diye zÃ¼mrÃ¼t gÃ¶zlerinde parlayan bir gÃ¼lÃ¼Åle sordu.

Suki, Kyokoâyu gÃ¶zden geÃ§iriyordu, tatmin olmuÅ bir Åekilde baÅÄ±nÄ± eÄerek, âevet, bu gece bir sÃ¼re iÃ§in eÄlencenin sonu olacaÄÄ±na dair bir his taÅÄ±yorum. Shinbeâden duyduÄum bir sÃ¶ylentiye gÃ¶re, pazartesiden itibaren her zamankinden daha sÄ±kÄ± Ã§alÄ±Åmaya baÅlayacaÄÄ±z.â GÃ¶zleri parladÄ±, âama bu gece, kendimizi salalÄ±m. GittiÄimiz yeri seveceksin. OrasÄ± Ã§ok bÃ¼yÃ¼k bir yer ve bu gece Ã§alacak grup orayÄ± sallayacak.â

Suki gÃ¶zleri aÃ§Ä±larak Kyokoânun odasÄ±na bir bakÄ±Å attÄ±. âVay canÄ±na! Buraya hiÃ§ gelmemiÅtim,â gÃ¶zleri Kyokoânunkilere dÃ¶ndÃ¼. âToya dÄ±ÅÄ±nda kimsenin buraya girmesine izin verilmiyordu. AnlÄ±yor musun, yalnÄ±zca o, sen ve Kyou bu kattasÄ±nÄ±z?â Katta bulunma konusunda Ã§ok gergindi, Ã¶yle ki Kyokoânun odasÄ±na gelmeden Ã¶nce Toyaâdan izin almÄ±ÅtÄ±.

Kyouânun, kendisini, o ve ToyaânÄ±n daha iyi izleyebileceÄi bir yerde olmasÄ±nÄ± tercih etmesi gerektiÄini biliyordu. SÃ¶ylediÄi her Åeyi hatÄ±rladÄ±ÄÄ±nda, Suki ve geÃ§miÅte arkadaÅ olduklarÄ± konusunda haklÄ± olduÄunu biliyordu, Ã§Ã¼nkÃ¼ nedense onu Ã§ok uzun zamandÄ±r tanÄ±yormuÅ gibi hissediyordu.

AnsÄ±zÄ±n yutkundu, âbelki diÄer tÃ¼m odalar alÄ±nmÄ±ÅtÄ±r, bilmiyorum.â KapÄ±ya yÃ¶neldi, âama bu gece eÄlenmek istediÄimi biliyorum, Ã§Ã¼nkÃ¼ haklÄ±sÄ±n, muhtemelen bir sÃ¼re iÃ§in bu son eÄlencemiz olacak.â




Конец ознакомительного фрагмента.


Текст предоставлен ООО «ЛитРес».

Прочитайте эту книгу целиком, купив полную легальную версию (https://www.litres.ru/pages/biblio_book/?art=40851157) на ЛитРес.

Безопасно оплатить книгу можно банковской картой Visa, MasterCard, Maestro, со счета мобильного телефона, с платежного терминала, в салоне МТС или Связной, через PayPal, WebMoney, Яндекс.Деньги, QIWI Кошелек, бонусными картами или другим удобным Вам способом.


